Gözden Kaçırmayın

TÜRKİYE'DE KIZAMIK ALARMITÜRKİYE'DE KIZAMIK ALARMI

Kanada'da 9 Bin Kişilik Dev Araştırma

Kanada’da yürütülen ve tıp dünyasının en saygın yayın organlarından biri olan JAMA Network Open dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışma, beslenme alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki bilinmeyen yönlerini gözler önüne serdi. Yaşları 35 ile 69 arasında değişen yaklaşık 9 bin katılımcının beslenme düzenleri, gelişmiş beyin MR görüntüleri ve bilişsel test sonuçları detaylı bir incelemeye tabi tutuldu.

Araştırmacıların odak noktasında ise günümüz modern yaşamında tüketimi hızla artan paketli atıştırmalıklar, hazır yemekler, şekerli içecekler ve işlenmiş et ürünlerinden oluşan ultra işlenmiş gıdalar yer aldı. Araştırma ekibi, besin maddelerinin geçirdiği endüstriyel süreçlerin ve içerdiği katkı maddelerinin merkezi sinir sistemi üzerindeki etkilerini titizlikle haritalandırdı.

Her 9 Kişiden Birinde Vasküler Hasar

Araştırmanın en sarsıcı verisi, ultra işlenmiş gıdaları en yüksek oranda tüketen grupta ortaya çıktı. Bu beslenme modelini benimseyen her 9 kişiden birinde vasküler (damarsal) beyin hasarı tespit edildi. Buna karşın bu tür gıdaları en az tüketen grupta oran her 12 kişiden bire kadar geriledi.

Görüntüleme analizlerinde bilim insanlarını en çok endişelendiren iki farklı yapısal değişim kaydedildi. İlk olarak beynin farklı merkezleri arasında iletişimi sağlayan beyaz maddede MR görüntülerine parlak alanlar olarak yansıyan doku anormallikleri belirlendi. İkinci bulgu ise kan akışının azalması veya tamamen kesilmesi sonucu oksijensiz kalarak zarar gören hayati beyin dokularıyla ilişkilendirildi.

Belirti Vermeden İlerliyor

Uzmanların özellikle altını çizdiği en kritik husus, beyin damarlarında meydana gelen bu yıpranmanın uzun süre hiçbir fiziksel şikayet veya dış belirti vermeden ilerleyebilmesi. Bireyler günlük yaşamlarını tamamen sağlıklı bir şekilde sürdürürken, kılcal damarlarda başlayan bu sessiz tahribat ancak rastlantısal beyin görüntülemeleri sırasında fark edilebiliyor.

Nöroloji uzmanları ve araştırmacılar, beyaz maddedeki anormalliklerin ve damar kaynaklı doku kayıplarının ilerleyen yaşlarda felç, erken bilişsel gerileme ve demans gibi tablolara zemin hazırlayabileceğini vurguluyor. Ancak uzmanlar, tespit edilen her yapısal değişikliğin kişide mutlaka bu hastalıkların gelişeceği anlamına gelmediğini de hatırlatıyor.

Yaş ve Kilo Tek Başına Açıklayamıyor

Araştırma heyeti, sonuçların güvenilirliğini doğrulamak adına beyin sağlığını etkileyebilecek tüm ikincil faktörleri de denkleme dahil etti. Katılımcıların yaşı, tütün kullanımı, fiziksel aktivite seviyeleri, gelir düzeyleri, yüksek tansiyon, diyabet ve vücut yağ oranları kontrol edildiğinde dahi ultra işlenmiş gıda tüketimi ile damar hasarı arasındaki kuvvetli bağ varlığını korudu.

Bulgular son derece çarpıcı olsa da bilim insanları doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için henüz erken olduğunu ifade ediyor. İlgili çalışma katılımcıların beyanlarına ve kesitsel sağlık verilerine dayandığı için işlenmiş gıdaların doğrudan damar duvarını tahrip ettiğini kesin olarak kanıtlamak adına katılımcıların uzun yıllar boyunca izleneceği yeni takip araştırmalarına ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Haber Merkezi