Gözden Kaçırmayın

KAN DONDURAN HASTANE SKANDALI SORUŞTURMASIKAN DONDURAN HASTANE SKANDALI SORUŞTURMASI

Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 gecesi evinin penceresinden yaklaşık on sekiz metre yükseklikten düşerek trajik bir şekilde can veren kamuoyunda "Güllü" olarak tanınan Gül Tut'un davasında beklenen gün geldi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından on aylık titiz bir soruşturma sonucunda hazırlanan yirmi bir sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından, tutuklu sanık kızı Tuğyan Ülkem Gülter, 1 Ekim 2026 Perşembe günü Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkıyor. "Tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçuyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen sanığın yargılanacağı bu kritik dava, adli makamların sunduğu güçlü delillerle tüm Türkiye'nin dikkatini Yalova'ya çevirdi.

Olayın bir kaza mı yoksa planlı bir cinayet mi olduğu yönündeki düğümü çözecek en önemli resmi evraklar Adli Tıp Kurumu ve kriminal laboratuvar raporları oldu. Raporda, hayatını kaybeden Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol bulunduğu, ölümün yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması, iç organ yaralanmaları ve kafatası kırıkları sonucu gerçekleştiği kesinleşti. Soruşturma aşamasında ortaya atılan "zemin kaygandı" iddiaları ise Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı'nın detaylı incelemeleriyle tamamen çürütüldü. İncelemelerde, olayın yaşandığı odanın zemininde kayganlığa yol açacak herhangi bir kimyasal madde veya kalıntıya rastlanmadığı resmi iddianamede açıkça yer aldı.

İddianamenin en çarpıcı bölümlerini ise olay gecesine ait ses, kamera kayıtları ve düşme anından hemen önce yaşananlar oluşturdu. Adli bilişim uzmanlarının incelemelerine göre, Tuğyan Ülkem Gülter'in annesinin sevdiği "Malkata" isimli Roman havasını evdeki bir diğer kişiye özellikle açtırdığı ve müziğin Gül Tut'un düşme anına kadar kesintisiz devam ettiği belirlendi. Kayıtlara yansıyan müzik seslerinin arasında düşme öncesinde duyulan üç ayrı darbe sesi ise olayın seyrini değiştirdi. Bilirkişiler bu seslerin sırasıyla hafif bir darbe, sert zemine vurma ve insan derisine ya da yumuşak bir zemine sürtme sesi olabileceğini değerlendirirken, sanık Tuğyan'ın olay anında annesiyle tam temas ve farkındalık mesafesinde bulunduğu da kayıtlara geçirildi. Olay anında evde olan ve ilk ifadesini sonradan değiştirerek Tuğyan'ın annesine arkadan yaklaşıp kalça ve bacağından kavradığını itiraf eden Sultan Nur Ulu hakkında ise yalan tanıklık suçundan ayrı bir dava açıldı.

Soruşturmayı derinleştiren savcılık makamı, sanığın dijital ayak izlerini ve yakın çevresinin kan donduran ifadelerini birleştirerek tasarlama suçlamasının altını doldurdu. Tanık beyanlarına göre, maktulün ciddi bir yükseklik korkusu olduğu ve cam kenarına yaklaşamadığı vurgulanırken, sanık Gülter'in olaydan aylar önce arkadaşlarına "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim" dediği ortaya çıktı. Sanığın eski erkek arkadaşına attığı "Gebersin" ve "Bu kadına öyle bir pişmanlık yaşatacağım" şeklindeki mesajlar da iddianamenin temel delilleri arasına girdi. Olayın tasarlanmış bir cinayet olduğu şüphesini en çok artıran detay ise sanığın telefonundan yapılan arama geçmişi oldu. "Saçta uyuşturucu madde ne kadar sürede çıkar?" şeklindeki aramaların yanı sıra, sanığın internet üzerinden cinayet temalı "çözülmemiş davalar ve seri katil dedektif oyunu" üzerine araştırmalar yapması dikkat çekti. Dijital bulgular, ses kayıtları ve tanık beyanlarından oluşan bu ağır iddialar, yarın Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tarafların ve tanıkların dinlenmesiyle ilk kez yargı terazisine çıkacak.

Haber Merkezi