Gözden Kaçırmayın
ALTIN FİYATLARI YENİDEN DÜŞÜŞTE!Yalova, yüzölçümüne oranla Türkiye'nin orman varlığı en zengin şehirlerinden biri. Topraklarının yaklaşık %58 ila %60’ı yeşil örtüyle kaplı olan bu güzel şehir, Karadeniz ve Akdeniz iklim geçiş kuşağında yer alması sayesinde son derece nemli ve zengin bir bitki örtüsüne sahip. Ancak son yıllarda düzenlenen ağaç dikim günlerinde, ormanlık ve yakın alanlara ısrarla çam fidesi dikilmesi ekologları ve çevre uzmanlarını endişelendiriyor.
Yeşil Çöl Vurgusu!
Çam ağaçlarının iğne yapraklarının çok geç çürüdüğü, döküldükleri yerde toprağı asitlendirerek kalın, geçirimsiz bir tabaka oluşturduğu, bu tabaka orman tabanında otsu bitkilerin, çalıların ve yabani meyvelerin yetişmesini engellediği, kuşlar, böcekler ile memeliler yiyecek bulamayacağını ve dışarıdan yemyeşil görünen ama içinde yaşam barındırmayan ‘yeşil çöller’ oluşturduğu iddia edildi. Uzmanlar, Yalova'nın zengin doğal florası yerine tek tip çam ağacı ekilmesinin, ormanları özellikle yaz aylarında olası yangınlara karşı tamamen savunmasız hale getirdiğine dikkat çekiyor. Ormanlar hakkında görüş bildiren uzmanlar, doğal olarak kayın, meşe, kestane ve gürgen gibi nemli ormanların hakim olduğu Yalova'da bilinçsizce yapılan çam ağaçlandırması iki büyük ekolojik tehdit yarattığını belirterek, “Kızılçam ve karaçam gibi türler, içerdikleri yoğun reçine ve uçucu yağlar nedeniyle çok kolay tutuşur. Yangın anında çam kozalakları yanarak 100-200 metre öteye fırlayabilir ve yangını rüzgarın da etkisiyle hızla geniş alanlara yayar. Buna karşılık Yalova’nın yerlisi olan kayın, meşe, kestane ve ıhlamur gibi geniş yapraklı ağaçlar daha yüksek nem oranına sahiptir, zor tutuşurlar ve yangına karşı doğal bir bariyer (yeşil set) görevi görürler. Çam ağaçlarının iğne yaprakları çok geç çürür. Döküldükleri yerde toprağı asitlendirerek kalın, geçirimsiz bir tabaka oluştururlar. Bu tabaka orman tabanında otsu bitkilerin, çalıların ve yabani meyvelerin yetişmesini engeller. Sonuçta kuşlar, böcekler ve memeliler yiyecek bulamaz; dışarıdan yemyeşil görünen ama içinde yaşam barındırmayan ‘yeşil çöller’ oluşur. Ayrıca çamlar, topraktaki suyu geniş yapraklılara göre çok daha agresif tüketir. Aşırı sıcak ve topraktaki su miktarının az olduğu Akdeniz Bölgesi gibi yerlerde çam ağacı dikilmesi uygun olmakla birlikte Marmara ve Karadeniz bölgelerinde çam ağacı dikilmesi orman yapısını bozar. Yalova ormanları suyu agresif kullanmayan, toprağı besleyen, organizmaları koruyan, yangın riskini yok denecek düzeye düşüren, biyoçeşitliliği arttıran ağaç çeşitleriyle donatılmalıdır” diye konuştular.
Çam Fidanı Hiç mi Dikilmemeli?
Uzmanlar, çam ağacının tamamen zararlı gibi gösterilmemesi gerektiğine de dikkat çeken uzmanlar, konuya ilişkin şunları söylediler; “Buradaki asıl mesele çam ağacının bütünüyle ‘zararlı’ olması değil, ‘nereye, nasıl ve hangi sıklıkla’ dikildiğidir. Eğer dikim yapılacak bölge aşırı derecede aşınmışsa (yoğun erozyon varsa), toprak besinsiz ve susuzsa, hassas olan meşe veya kayın fidanları burada tutunamaz. İşte bu aşamada çamlar devreye girmelidir. Zor şartlara karşı son derece dayanıklı olan çam ağaçları, bu tarz çorak alanların hızla ağaçlandırılmasında öncü (pioner) ağaç olarak toprağı tutmak açısından faydalıdır. Ancak bu işlem bittikten ve toprak yapısı düzeldikten sonra alanın kademeli olarak doğal floraya dönüştürülmesi gerekir. Yalova'nın orman varlığını korumak ve yangınlara karşı dirençli kılmak için tek tip çam dikimi alışkanlığından acilen vazgeçilmelidir. Bunun yerine; kent ormanlarında ve ağaçlandırma sahalarında bölgenin kendi çocukları olan meşe, kayın, kestane, gürgen, defne ve ıhlamur ile meyve ağaç türlerinin bir arada dikildiği doğal restorasyon (karışık dikim) yöntemleri uygulanmalıdır. Kıyıya yakın yamaçlarda ise Akdeniz iklimine uyumlu maki toplulukları ve yabani zeytinliklerin korunması, ormanlarımızın geleceğe güvenle aktarılmasını sağlayacaktır.”
Bülent Güler







Yorumlar
Yorum Yap