Gözden Kaçırmayın

Türkiye'den Venezuela'daki Depremzedelere 30 Ton İnsani YardımTürkiye'den Venezuela'daki Depremzedelere 30 Ton İnsani Yardım

Yaklaşık 40 yıl önce İngiliz jeolog Michael Thomson ve Alman meslektaşı Reinhard Förster, Antarktika'daki James Ross Adası'nda zorlu bir kayaç haritalama çalışması yürütüyordu. Bilim insanları, bölgede çeşitli bitki ve omurgasız fosillerinin yanı sıra oldukça büyük bir omurga kemiği de buldu. O dönemde büyük bir sürüngene ait olduğu tahmin edilen ancak üzerinde detaylı bir inceleme yapılmayan bu kemik, İngiltere'deki arşiv merkezine gönderildi. Tarihi parça, derin bir sessizliğe gömülerek uzun yıllar bir çekmecede keşfedilmeyi bekledi.

Yıllar sonra arşivdeki koleksiyonu inceleyen paleontolog Mark Evans’ın dikkati, tozlu raflar arasında unutulan bu kemiğe takıldı. Kemiğin benzersiz yapısından şüphelenen Evans, fosili yeniden laboratuvara taşıyarak tarihe geçecek bir inceleme süreci başlattı. Laboratuvarda gerçekleştirilen hassas ve detaylı analizler, 40 yıllık sessizliği muazzam bir keşifle bozdu. Fosilin, Geç Kretase döneminde Antarktika kıtasında yaşamış devasa bir sauropod dinozoruna ait bir kuyruk kemiği olduğu kesinleşti. Dünya tarihinin en devasa canlı gruplarından birini temsil eden "Eutitanosauria" klanına üye olan bu dinozorun, kendi türünün diğer dev örneklerine kıyasla oldukça küçük boyutlarda olduğu saptandı.

Uzmanlar, kemik yapısındaki ayırt edici içbükey ve dışbükey formları inceleyerek fosili net bir şekilde bir titanozor olarak sınıflandırdı. Tam türünün belirlenmesi için şu anki veriler yetersiz kalsa da, kemiğin Arjantin'de bulunan bir dinozor türüyle çarpıcı benzerlikler göstermesi bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. Zorlu iklim şartları ve kalın buzulları sebebiyle dinozor fosili bulmanın en güç olduğu kıta olan Antarktika'da bugüne kadar sadece 12 türe ait kalıntıya ulaşılabildi. İngiltere'deki bir çekmeceden çıkan bu fosil, hem Antarktika'da şimdiye kadar toplanmış "en eski dinozor kalıntısı" unvanını aldı hem de kıtada bulunan ikinci sauropod fosili olarak kayıtlara geçti.

Bilim insanları, bu keşfin sadece buzla kaplı kıtanın geçmişine değil, güney yarımküredeki eski süper kıta Gondvana'daki canlı göçlerine de hayati bir ışık tutacağını düşünüyor. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi bölgelerde bu tür dev dinozorlara ait kanıtların oldukça sınırlı olduğunu belirten uzmanlar, Antarktika'daki bu varlığın, dev canlıların geçmişte birbirine bağlı olan bu kara parçaları arasında göç ettiklerinin en somut kanıtı olduğunu vurguluyor.


Feride Likos

İnternet Editörü