Gözden Kaçırmayın

Çiftlikköy'de Spor Rüzgarı Kahvaltıyla BaşladıÇiftlikköy'de Spor Rüzgarı Kahvaltıyla Başladı

On bir ayın sultanı Ramazan, Yalova ve ilçelerinde kendine has bir manevi iklim ve telaşla yaşanmaya devam ediyor. Hızlı bir kentleşme sürecinden geçen ve nüfusu giderek artan Çiftlikköy ilçesinde ise, modern şehir hayatının getirdiği koşturmaca ile geleneksel mahalle kültürünün izleri arasında belirgin bir tezat göze çarpıyor. Değişen sosyo-ekonomik dinamikler ve hızlanan günlük yaşam, Ramazan ayının o eski, birleştirici ruhunu da dönüşüme uğratıyor. Yalova Konuşuyor ekibi olarak Çiftlikköy sokaklarına indik ve vatandaşlara bu mübarek ayda en çok neleri özlediklerini, ilçede neleri görmek istediklerini sorduk. Mikrofonlarımıza yansıyan yanıtlar; geçmişe duyulan derin bir hüznü, toplumsal bir arada olma arzusunu ve günümüzün ekonomik gerçeklerine dair somut beklentileri gözler önüne serdi.

Eski Komşuluklara Duyulan Özlem

Görüştüğümüz vatandaşların büyük bir bölümü, Ramazan ayının maneviyatından ziyade, bu ayın etrafında şekillenen sosyal dokunun kaybolmasından şikayetçi. Eski iftar sofralarının samimiyetini arayan bir vatandaş, "Vallah bizim gençliğimizde, çocukluğumuzda aileler bir araya gelirdi. Üç beş komşu, akraba beraber iftar yapılırdı, sahurlar yapılırdı" diyerek geçmişe duyduğu özlemi dile getirdi. Aynı vatandaş, günümüzdeki sosyal izolasyona dikkat çekerek, "Yani birbirimizden kopmuş durumdayız. O günleri özlüyoruz" ifadeleriyle, modernleşen yaşam koşullarının komşuluk ilişkilerine vurduğu darbeyi özetledi. Geleneksel Ramazan davulcusunun bile artık eskisi gibi sokaklarda yankılanmadığını belirten bir başka ilçe sakini, "Yalnız yani davulu göremiyorsun" diyerek kültürel ritüellerin yavaş yavaş silinmesinden duyduğu hüznü aktardı. Bir başka vatandaş ise geçmişin iklimine vurgu yaparak, "Çok güzel iftarlar, sahurlar filan yapılırdı. Böyle bir şeyler yok. Bunu unutturdular ama unutturamazlar. Çünkü biz Osmanlı'nın torunuyuz" sözleriyle geleneksel değerlerin ne pahasına olursa olsun yaşatılması gerektiğinin altını çizdi.

Çadırlar, Şenlikler ve Çocuklar İçin Eğlence

Çiftlikköy sokaklarında mikrofon uzattığımız vatandaşların bir diğer önemli beklentisi ise Ramazan ayının coşkusuna uygun sosyal etkinliklerin artırılması yönünde oldu. İftardan sonra sokağa çıkan halk, bir araya gelebilecekleri, sosyalleşebilecekleri canlı alanlar arıyor. Bir vatandaş, "İnsanların ihtiyacı olan etkinlikler. Müzik, eğlence. Tabii çocuklar için eğlence" diyerek özellikle genç neslin ve çocukların bu atmosferi tam anlamıyla yaşayabilmesi için yerel yönetimlere çağrıda bulundu. Geçmiş yıllarda kurulan iftar çadırlarını ve meydanlardaki hareketliliği hatırlatan ilçe sakinleri, "Ramazan çadırı ve şenlikleri, pide... İftardan sonra eğlence olabilir. Kahveler kapalı, eş dost görüyoruz o kadar" diyerek, iftar sonrası saatlerin daha interaktif ve birleştirici etkinliklerle değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Ekonomik Yorgunluk ve Denetim Talebi

Öte yandan, sokaktaki herkesin nostaljik bir beklenti içinde olmadığını da görmek mümkün. "Vallah benim hiçbir şey göresim yok artık" diyen bir vatandaşın sözleri, toplumun bir kesiminin içinde bulunduğu ekonomik ve psikolojik yorgunluğu çarpıcı bir şekilde yansıttı. Ramazan ayının manevi ikliminin yanı sıra, artan gıda fiyatları ve geçim sıkıntısı da vatandaşın gündeminin tam merkezinde yer alıyor. Bu noktada yetkililerden somut ve acil adımlar bekleyen bir Çiftlikköylü, "Ramazan ayında en çok istediğim şey, zabıta memurlarının özellikle büyük marketleri denetlemesi" diyerek, fırsatçılığın önüne geçilmesi ve vatandaşın alım gücünün korunması için sıkı piyasa denetimlerinin şart olduğunu dile getirdi.

Sokak röportajı, Çiftlikköy'de Ramazan ayının sadece dini bir ibadet dönemi olarak değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, kültürel hafızanın ve komşuluk bağlarının hatırlandığı kritik bir zaman dilimi olarak görüldüğünü ortaya koydu. Vatandaşlar bir yandan eski samimi iftar sofralarını ve meydan şenliklerini geri isterken, diğer yandan günümüzün zorlu ekonomik koşullarına karşı yerel yönetimlerden daha fazla denetim ve destek beklediklerini net bir şekilde ifade ettiler.