Gözden Kaçırmayın
"AKŞAM KALKIYORUZ ZAM, SABAH KALKIYORUZ ZAM"İnsan psikolojisinin en karmaşık ve ilgi çekici yanlarından biri olan korkular, zaman zaman mantık sınırlarını aşarak son derece ilginç boyutlara ulaşabiliyor. Kimi insanlar yükseklikten, karanlıktan veya yalnızlıktan korkarken, kimilerinin zihninde yer eden fobiler çok daha sıra dışı ve kişisel olabiliyor. Gündelik yaşamın koşturmacası içinde genellikle gizli kalan bu ilginç kaygılar, aslında bireylerin geçmiş deneyimlerinin, çocukluk anılarının veya anlık hassasiyetlerinin birer yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Yalova sokaklarında vatandaşlara mikrofon uzatarak, iç dünyalarında sakladıkları en ilginç ve kendilerine bile zaman zaman 'saçma' gelen korkularını dinledik.
Çocukluk Anıları ve Hayvanlar
Sokak röportajımızda öne çıkan en dikkat çekici yanıtlardan biri, geçmişte yaşanan fiziksel bir travmanın yıllar sonra bile etkisini sürdürdüğünü gösteren bir inek korkusuydu. Genel anlamda korkusuz biri olduğunu belirten bir vatandaşımız, çocukluk yıllarında yaşadığı talihsiz bir olayı gülümseten bir dille anlattı. "Genel bir korkum yok ama inekten bir tık korkarım" diyen vatandaş, bu durumun nedenini "Küçükken iki kere kafa yedim, havaya uçtuk yani" sözleriyle ifade etti. Hayvanlarla ilgili bir diğer fobi ise pek çok insanın ortak derdi olan böcekler ve örümceklerdi. Bir vatandaşımız en tuhaf korkusunun böcekler olduğunu dile getirirken, aklına gelen ilk türü popüler kültürden bir referansla, "Spiderman var ya... Örümcek" şeklinde tanımlayarak çevresindekileri tebessüm ettirdi.
Estetik Kaygılar ve Tıbbi Fobiler
Korkuların her zaman canlılara karşı olması gerekmiyor; bazen tamamen estetik, fiziksel görünüm veya sağlıkla ilgili durumlar da ciddi birer kaygı unsuruna dönüşebiliyor. Görüşlerini aldığımız bir başka Yalovalı, en büyük korkusunun ön dişlerinin kırılması olduğunu belirtti. Dişlerinde dolgu bulunduğunu vurgulayan vatandaş, "Kırılırlarsa ne yaparım bilmiyorum" diyerek, fiziksel görünümde yaşanabilecek ani bir olumsuzluğun yarattığı stresi gözler önüne serdi. Öte yandan, modern tıbbın sunduğu imkanlar da bazı kişiler için başlı başına bir korku kaynağı olabiliyor. Kapalı alan korkusunun (klostrofobi) tıbbi bir yansıması olarak değerlendirilebilecek bir yanıt veren bir vatandaş, en saçma korkusunun "MR (Emar) cihazına girmek" olduğunu ifade etti.
Deniz Şakaları ve Su Korkusu
Yalova gibi denize kıyısı olan ve yaz aylarında sahil kültürünün yoğun yaşandığı bir kentte, suyla ilgili korkuların dile getirilmesi şaşırtıcı olmadı. Ancak bir vatandaşımızın korkusu, doğrudan denizin derinliğinden ziyade, deniz ortamında insanların birbirlerine yaptığı şakalara yönelikti. "Vallahi denizde yapılan her türlü şakadan korkarım" diyen vatandaş, aslında suyun içinde kontrolün kaybedilme ihtimalinin ve boğulma tehlikesinin yarattığı o anlık paniğin altını çizmiş oldu. Eğlence amacıyla yapılan masumane hareketlerin, bazı kişilerde nasıl derin bir endişe yarattığı bu samimi yanıtla bir kez daha ortaya çıktı.
Yalova sokaklarında gerçekleştirdiğimiz bu renkli röportaj, insanların iç dünyalarındaki korkuların ne kadar çeşitli ve kişisel olduğunu bir kez daha kanıtladı. Çocukluk döneminde yaşanan ufak bir kaza, estetik kaygılar, kapalı alan daralmaları veya denizde yapılan anlık bir şaka, dışarıdan bakıldığında tuhaf gibi görünse de, o duyguyu yaşayan kişi için son derece gerçek ve etkili olabiliyor. Yanıtların genelinde, her bir fobinin ardında yaşanmışlıkların, hayatta kalma içgüdüsünün ve insan doğasının o kırılgan ama bir o kadar da ilginç yapısının yattığı görüldü.







Yorumlar
Yorum Yap