Gözden Kaçırmayın
MACKLEMORE’DAN FİLİSTİN İÇİN ÖZGÜRLÜK TURNESİTarihin en yıkıcı nükleer felaketlerinden biri olan Çernobil faciasının üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen bölgedeki radyoaktif tehdidin boyutu bilim dünyasını bir kez daha dehşete düşürdü. Almanya'daki Leibniz Hannover Üniversitesi ve Helmholtz-Zentrum Dresden-Rossendorf araştırma merkezinden bilim insanları, felaketin izlerini takip etmek amacıyla gerçekleştirdikleri son çalışmada ezber bozan sonuçlara ulaştı. Uluslararası saygınlığa sahip Journal of Hazardous Materials dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, 1986 yılındaki patlamada çevreye saçılan mikroskobik boyuttaki nükleer yakıt kalıntıları, aradan geçen on yıllara ve zorlu dış etkenlere rağmen orijinal yapılarını neredeyse tamamen korumayı başardı.
Mikroskobik Parçacıklar Zamanı Durdurdu
Gelişmiş X-ışını teknolojileri kullanılarak iki farklı noktadan alınan altı radyoaktif parçacık üzerinde yapılan detaylı analizler, radyoaktif maddelerin zamanla aşınarak zararsız hale geleceği yönündeki genel kabulü sorgulattı. Çapları sadece 8 ila 50 mikrometre arasında değişen ve "sıcak parçacıklar" olarak adlandırılan bu görünmez tehditler, bugün hâlâ Çernobil Yasak Bölgesi ve çevresindeki topraklarda varlığını sürdürüyor. Araştırmada özellikle yangın sırasında oluşan uranyum oksit türevlerinin kolayca toza dönüşebildiği ve rüzgar aracılığıyla taşınarak solunması durumunda insan sağlığı açısından ölümcül riskler barındırdığı kaydedildi.
Yaban Hayatı Geri Döndü Ama Radyasyon Gitmedi
26 Nisan 1986 tarihinde Sovyetler Birliği sınırları içerisindeki 4 numaralı reaktörde patlamayla başlayan faciada 116 binden fazla insan Pripyat ve çevre şehirlerden tahliye edilmiş, 4 bin 300 kilometrekarelik alan tamamen kordon altına alınmıştı. İnsanların bölgeyi terk etmesiyle vaşak, kurt, geyik ve yaban domuzları gibi hayvanların alana geri dönmesi doğanın canlandığı izlenimini verse de araştırmacılar durumun sanıldığı gibi iyimser olmadığını vurguluyor. Araştırma ekibinden Tobias Weissenborn, bu dayanıklı parçacıkların içerdikleri radyoaktif fisyon ürünlerini ve aktinitleri beklenenden çok daha geç tarihlerde çevreye salabileceği uyarısında bulunarak yetkililerin daha geniş kapsamlı incelemeler yapması gerektiğini ifade ediyor.
Haber Merkezi





Yorumlar
Yorum Yap