Gözden Kaçırmayın

"AKŞAM KALKIYORUZ ZAM, SABAH KALKIYORUZ ZAM"

İnsan yaşamında kimlik, geçmiş ve benlik algısı, biriktirilen anılar ve kurulan derin bağlar üzerinden şekillenir. Günlük hayatın akışı içerisinde çoğu zaman üzerinde durulmayan bu bağlar, varoluşsal bir kırılma anı hayal edildiğinde gerçek değerini ortaya koyar. İnsanın geçmişine dair her şeyi bir anda yitirmesi, yani hafızasını kaybetmesi senaryosu, bireyin en çok kime güvendiğini ve benliğini kimin aynasında görmeyi tercih ettiğini açıkça gösteren çarpıcı bir turnusol kâğıdı niteliği taşır. Yalova sokaklarında mikrofon uzattığımız vatandaşlara, tüm anılarını kaybettikleri varsayımsal bir tabloda kendilerini yeniden kime anlattırmak isteyeceklerini sorduk. Yalovalıların içten ve düşündürücü cevapları, güvenin, sevginin ve modern yalnızlığın farklı boyutlarını gözler önüne serdi.

En güvenli liman: Anneler ve eşler

Görüştüğümüz vatandaşların önemli bir bölümü için geçmişin ve benliğin en sağlam teminatı aile bağları oldu. Hayata gözlerini açtıkları andan itibaren her adımlarına tanıklık eden anneleri ilk adres olarak gösterenler, kaybolan bir geçmişi ancak koşulsuz sevginin yeniden inşa edebileceğini dile getirdi. Bir vatandaş, böyle bir durumda aklına gelen ilk ismin annesi olduğunu belirterek, "Annem galiba yani her şeyi kaybettim. Anne yakın insan annem galiba. Annem tabii ki, başka kim olacak?" sözleriyle anneliğin sunduğu yeri doldurulamaz güven duygusunu ifade etti. Hayat yolculuğunu paylaştığı hayat arkadaşına güvenenler de az değildi. Eşinin kendisini en derin yönleriyle bildiğini vurgulayan bir diğer Yalovalı ise tercihini tereddütsüz yaparak, "Eşim, eşimin anlatmasını isterdim. O en iyi tanıyor beni" şeklinde konuştu. Sevgi bağını geleceğe taşıyan genç bir vatandaş ise mikrofonlarımız aracılığıyla selam göndererek, "Beni en iyi tanıyan kişi olan kız arkadaşımı söylerdim. Ona da selam söylüyorum" ifadelerini kullandı.

Aileden öte dostluklar ve uzman bakışı

Sokakta karşılaştığımız bazı yanıtlar ise kan bağının ötesine geçen dostlukların insana sunduğu güçlü sığınağı ortaya koydu. Bireyin bazen ailesine dahi açamadığı sırlarını ve iç dünyasını paylaştığı dostların, kimlik inşasında kritik bir rol oynadığı vurgulandı. Sınırları aşan bir arkadaşlığa dikkat çeken bir vatandaş, ailesinden daha yakın gördüğü dostunun kendisini en iyi tarif edecek kişi olduğunu belirterek, "Benim çok yakın bir arkadaşım var İran'da. O benim her şeyimi biliyor. Ailemden daha fazla. Ben o beni kendimi anlatsın istiyorum. Çünkü o beni herkesten daha iyi biliyor. Ve her zaman bir insana çok yakın olması sadece aileden değil bir dost da olabilir. Bence o beni çok iyi anlatabiliyor" değerlendirmesinde bulundu. Konuya daha mesafeli ve profesyonel yaklaşan bir başka vatandaş ise dostluğun yanı sıra mesleki uzmanlığın önemine değinerek, "Arkadaşımı isterim bu yönden. Ama doktor arkadaşlarım var tabii, o daha güzel olabilir" sözleriyle sürecin tıbbi boyutuna da dikkat çekti.

Dijital çağın hafızası ve radikal kabulleniş

Verilen yanıtlar arasında modern çağın getirdiği teknolojik bağımlılığı ve varoluşsal kabullenişleri yansıtan sıra dışı yaklaşımlar da dikkat çekti. Günümüz insanının tüm dijital ayak izlerini, fotoğraflarını, yazışmalarını ve duygusal iniş çıkışlarını kaydeden akıllı telefonlar, bir vatandaşın gözünde benliğin birincil arşivi olarak nitelendirildi. Kısa ve çarpıcı bir yanıt veren bir vatandaş, "Telefonum, başka bilmiyorum" diyerek modern insanın hafızasını dijital belleklere devrettiği gerçeğini yalın bir şekilde dile getirdi. Buna karşılık, hafıza kaybını geriye dönüşü olmayan bir sayfa açılışı olarak değerlendiren ve geçmişin peşine düşmeyi anlamsız bulan radikal bir yaklaşım da kaydedildi. Kimseyi hatırlamadıktan sonra geçmişi aramanın bir karşılığı olmadığını savunan bir vatandaş, "Hafızamı kaybettikten sonra birinin beni anlatmasının gereği yok. Çünkü kimseyi tanımıyorum. Onun için yani bununla ilgili bir şey söyleyemiyorum" diyerek durumu kabullenici bir tavır sergiledi.

Geçmişin aynasında güven arayışı

Sokak röportajı, hafıza ve benlik gibi felsefi bir sorunun dahi Yalova sokaklarında son derece insani, sıcak ve yer yer düşündürücü karşılıklar bulduğunu ortaya koydu. Yanıtların genelinde kimi vatandaşlar kendilerini var eden şefkatli anne kucağına ve aile sıcaklığına sığınırken, kimileri sınır tanımayan derin dostlukların kılavuzluğuna güvendiğini gösterdi. Dijital hafıza kayıtlarından büsbütün vazgeçişe kadar uzanan bu renkli yanıtlar, Yalovalıların geçmişe ve güven duygusuna yükledikleri anlamların çeşitliliğini gözler önüne serdi.