Gözden Kaçırmayın
MİLYONLUK İHALEDE YENİ GELİŞME2027 yılı takvimi kamu çalışanları için adeta bir ‘tatil cenneti’ sunarken, üretim ve hizmet bekleyen vatandaş için şimdiden büyük bir bürokratik kilitlenmenin habercisi. Resmi tatillerin hafta ortasına denk gelmesi ve artık gelenekselleşen ‘idari izin’ lütfu sayesinde, bir kamu personelinin senelik izinlerini de ekleyerek yılın yaklaşık yarısını tatilde geçirmesi işten bile değil.
Kamu takvimindeki bu esneklik, devlet kapısında işi olan vatandaşı ve haftada 45 saatten fazla mesai harcayan özel sektör çalışanlarını derin bir adaletsizlik hissiyle baş başa bırakıyor.
Çalışmadan Geçen Bir Yıl

2027 takvimi, köprü günlerin bolluğuyla dikkat çekiyor. Birkaç günlük resmi tatilin idari izinlerle hafta sonlarına bağlanması, kamu verimliliğine ağır bir darbe vurmaya aday:
Dini bayramların hafta ortasına denk gelen günleri, idari izinlerle otomatik olarak 9 günlük kesintisiz tatillere dönüşüyor.
Salı ya da perşembe gününe denk gelen milli bayramlarda kullanılan 1 günlük yıllık izin, hafta sonlarıyla birleşerek 4 günlük kaçamaklara imkan tanıyor.
Toplam hafta sonları, resmi tatiller, birleştirilen idari izinler ve 20-30 günlük senelik izinler toplandığında, bir memurun fiilen çalıştığı gün sayısı neredeyse tatil yaptığı gün sayısına eşitleniyor.
Faturayı Kim Ödeyecek?

Kamuda zaten kronikleşen yavaşlama ve personel yetersizliği söylemleri, bu uzun molalarla birlikte tamamen bir verimsizlik krizine dönüşüyor. İmzalanmayı bekleyen evraklar, aylardır gün verilen hastane randevuları ve kapıdan dönen esnaf için bu takvim bir müjde değil, hizmete ulaşamama çilesi anlamı taşıyor.
Üstelik aynı ekonomik şartlar altında, izin hakkı bile kısıtlı olan ve ürettiği değerle kamunun maaşını ödeyen özel sektör emekçisi ile kamu çalışanı arasındaki uçurum her geçen gün açılıyor. Kamuda verimliliğin ve üretkenliğin sorgulandığı bir dönemde, hizmet üretmeden ödenen bu maaşların devlete ve ekonomiye maliyeti göz ardı ediliyor. 2027 takvimi devlette çalışan için rüya gibi bir yıl olabilir; ancak aksayan hizmetlerin ve düşen üretkenliğin bedelini yine toplumun geneli ödeyecek.

Bülent Güler







Yorumlar
Yorum Yap