Gözden Kaçırmayın

MİLYONLUK İHALEDE YENİ GELİŞMEMİLYONLUK İHALEDE YENİ GELİŞME

Sarsıntılara 'Öncü Deprem' Demek Mümkün Değil

Son dönemde Marmara ve çevresinde artan sismik hareketlilik, kamuoyunda çeşitli spekülasyonları ve büyük bir bilgi kirliliğini de beraberinde getirdi. Bu kafa karışıklığını bilimsel verilerle gidermek amacıyla resmi bir yazılı açıklama yayımlayan Jeoloji Yüksek Mühendisi Ozan Cangir, bölgenin Kuzey Anadolu Fay Zonu başta olmak üzere çok sayıda ikincil fay barındıran oldukça dinamik bir tektonik sistem üzerinde yer aldığını vurguladı. Meydana gelen her sarsıntının doğrudan ana fay hattı üzerinde gerçekleşmediğini belirten uzman isim, bu hareketliliklerin büyük ölçüde ikincil fay parçalarındaki gerilim değişimlerinden ve kırılmalardan kaynaklandığının altını çizdi. Cangir, art arda yaşanan küçük depremlerin tek başına büyük bir kırılmanın başladığı anlamına gelmediğini ve günümüz bilimsel kriterleriyle bu sarsıntıları anlık olarak "öncü deprem" şeklinde nitendirmenin kesinlikle mümkün olmadığını şeffaf bir dille kamuoyuyla paylaştı.

Sosyal Medyadaki Spekülasyonlara Karşı İhtiyat Çağrısı

Vatandaşları gereksiz bir paniğe sevk eden asılsız iddialara karşı da kritik uyarılarda bulunan Cangir, mevcut bilimsel olanaklarla bir depremin gününü, saatini ve şiddetini önceden kesin olarak bilmenin imkansız olduğunu hatırlattı. Özellikle dijital platformlarda yayılan ve hiçbir bilimsel dayanağı bulunmayan felaket senaryolarına karşı toplumun çok daha soğukkanlı ve ihtiyatlı yaklaşması gerektiği ifade edildi. Bilimsel literatürde bir sarsıntının öncü deprem olarak tescillenebilmesi için, ancak kendisinden çok daha büyük bir ana depremin yaşanması durumunda geriye dönük bir analiz yapılması gerektiği net bir şekilde ortaya kondu.

Yalova İçin Hayati Yüzleşme

Kısır tartışmaların odağındaki "Deprem ne zaman olacak?" sorusunun derhal terk edilerek, kentin afet hazırlıklarına odaklanılması gerektiği şiddetle vurgulandı. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde çok ağır bedeller ödeyen Yalova'nın; aktif faylara olan tehlikeli yakınlığı, bilhassa kıyı kesimlerindeki yumuşak alüvyal zemin yapısı ve belirli bölgelerindeki heyelan riskleri nedeniyle büyük bir tehdit altında olduğu hatırlatıldı. Yapı güvenliğinin sağlanabilmesi için doğru zemin etütlerinin hayati önem taşıdığını belirten Cangir; mikrobölgeleme çalışmalarının aralıksız güncellenmesi, mevcut yapı stokunun titizlikle incelenmesi ve denetimlerin yasal mevzuatlara harfiyen uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Uzman ismin süreç hakkındaki son sözleri ise oldukça çarpıcıydı: Depremleri doğa olayı olmaktan çıkarıp afete dönüşmesini engellemek tamamen bizim elimizdedir.

Pınar Kızıltaş