Gözden Kaçırmayın

MARDİN’DE FESTİVAL COŞKUSU BAŞLADI!MARDİN’DE FESTİVAL COŞKUSU BAŞLADI!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Etnografya Müzesi’nde açılan “Elde Vefa, Gözde Zarafet: Takı Sanatının 12.000 Yıllık Öyküsü” sergisini ziyaret ederek incelemelerde bulundu. ICOM tarafından 2026 yılı Uluslararası Müzeler Günü teması olarak belirlenen “Müzeler Bölünmüş Bir Dünya’yı Birleştiriyor” başlığı kapsamında hazırlanan sergi, Epipaleolitik Dönem’den Osmanlı’ya, hatta modern döneme kadar uzanan geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsıyor.

Serginin açılışında değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy, Türkiye genelindeki 60 farklı müze müdürlüğünün koleksiyonlarından seçilen toplam 550 eserin bir araya getirildiğini belirtti. Ersoy, bu eserler arasında yer alan 276 nadide parçanın ise ilk kez gün ışığına çıkarılarak ziyaretçilerle buluşturulduğunun altını çizdi. Takıların yalnızca birer süs eşyası olmadığını vurgulayan Ersoy, "Bu eserler ait oldukları dönemin kültürünü, inançlarını, estetik anlayışını ve toplumsal hayatını yansıtan güçlü birer tarihî belge niteliği taşıyor. Binlerce yıl önce büyük bir ustalıkla şekillendirilen takılar, insanın güzellik arayışının ve kendini ifade etme biçiminin çağlar boyunca nasıl geliştiğini ortaya koyuyor" ifadelerini kullanarak tüm vatandaşları sergiyi görmeye davet etti.

Sergi kurgusu, Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Boncuklu Höyük gibi yerleşimlerde bulunan hayvan dişleri, deniz kabukları, kemik ve taş boncuklar; ilk dönemlerde yalnızca süslenme değil, statü, bereket ve korunma amacıyla kullanıldı. Neolitik Çağ'da bakır ve kurşunla başlayan süreç; Tunç Çağı'nda tunç, altın ve gümüşün işlenmesiyle devam etti. Zamanla döküm, dövme, telkâri, granülasyon, kabartma ve kakma gibi ileri ustalık teknikleri geliştirildi.

MÖ 3. binin sonlarında Mezopotamya’da keşfedilen ve MÖ 2. binden itibaren Anadolu’yu önemli bir üretim merkezi haline getiren cam zanaatı, takıyı adak ve mezar hediyesi olmaktan çıkarıp halkın günlük kullanımına yaydı.

Doğu Roma ve İslami dönemlerde mine, savat ve yaldızlama yöntemleriyle zenginleşen takı sanatı; Selçuklu ve Osmanlı üzerinden modern mücevher anlayışına kadar taşındı. Günümüzde plastik ve geri dönüştürülmüş malzemeler işin içine girse de binlerce yıllık telkâri ve kakma gibi geleneksel teknikler varlığını hala sürdürüyor. Tarih boyunca takının sadece bir estetik unsur değil; kimlik, inanç, hiyerarşi ve aidiyetin görsel bir ifadesi olduğunu kanıtlayan sergi, Ankara Etnografya Müzesi'nde ziyaretçilerini bekliyor.


Gökçe Öztürk Bekdemir

Muhabir