Yalovakonusuyor.com ekranlarında izleyiciyle buluşan "Söz Sende" programının 17 Ağustos Deprem Özel yayını, afet bilinci ve sivil örgütlenme konularında çarpıcı açıklamalara sahne oldu. Programa konuk olan Yalova Mahalle Afet Gönülleri Derneği eski Başkanı ve AFAD Afet Farkındalık Eğitmeni Sabri Karaçan, hem geçmişte bizzat yaşadığı deprem tecrübelerini hem de afet yönetimi konusundaki hayati uyarılarını izleyicilerle paylaştı. Karaçan, özellikle mahalle bazlı sivil örgütlenmenin olası büyük afetlerdeki kritik rolüne dikkat çekerek, toplumun her ferdinin afet bilinci konusunda sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.
Üç Büyük Depremin Tanığı: Acı Tecrübelerden Gönüllülüğe
Programda öncelikle kendi kişisel geçmişine ve afetlerle nasıl tanıştığına değinen Sabri Karaçan, Rize doğumlu olduğunu ancak babasının işi nedeniyle Erzincan'a yerleştiklerini belirtti. Türkiye'nin yakın tarihindeki en yıkıcı sarsıntılara bizzat şahitlik ettiğini aktaran Karaçan; 1983 Erzurum, 1992 Erzincan ve 1999 Marmara depremlerini bizzat yaşadığını ifade etti. Bu acı tecrübelerin kendi hayatında bir dönüm noktası olduğunu anlatan deneyimli eğitmen, emekli olduktan sonra tüm vaktini ve enerjisini mahalle afet gönüllülüğü çalışmalarına adadığını dile getirdi. Karaçan'ın aktardığına göre, Yalova Mahalle Afet Gönülleri Derneği'nin tam 20 yıl boyunca başkanlığını yürütmesinin ardında yatan temel motivasyon da bu yaşanmışlıklardı. Günümüzde AFAD'ın afet farkındalık eğitmeni olarak görev yapmaya devam ettiğini belirten Karaçan, okullarda öğrencilere ve çeşitli platformlarda vatandaşlara yönelik eğitim faaliyetlerini aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.
Kahramanmaraş'taki Korkunç Tablo: "Enkaz Başında Kimse Yoktu"
Söz Sende programında 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerine dair gözlemlerini de paylaşan Sabri Karaçan, bölgeye gittiklerinde karşılaştıkları manzaranın vehametini anlattı. Şehre ilk girdiklerinde son derece korkunç bir tabloyla yüzleştiklerini belirten Karaçan, yıkılmış binaların başında müdahale edecek hiç kimsenin bulunmadığını ifade etti. Karaçan'ın aktardığına göre, enkaz alanlarında ölüler ve yaralılar olmasına rağmen, ilk saatlerde ve günlerde enkaz başında arama kurtarma çalışması yürüten veya müdahale eden kimse yoktu. Bu acı deneyimin, merkezi ekiplerin ulaşamadığı anlarda yerel müdahalenin ne kadar önemli olduğunu kanıtladığını vurgulayan Karaçan, mahalle bazlı afet gönüllülüğünün sadece bir tercih değil, hayati bir zorunluluk olduğunu bir kez daha anladıklarını dile getirdi.
Mahalle Afet Gönüllülüğü Modeli: 16 Mahallede Hayat Kurtaran Konteynerlar
Olası Marmara depremi için Yalova'da geliştirdikleri hazırlık modelini detaylandıran Sabri Karaçan, il genelinde 16 mahallede özel konteynerlar kurduklarını açıkladı. Karaçan'ın verdiği bilgilere göre, bu konteynerların içerisinde olası bir afette ihtiyaç duyulacak temel arama kurtarma ekipmanları hazır bekletiliyor. Sistemin nasıl işlediğini anlatan Karaçan, deprem anında fiziksel olarak zarar görmemiş eğitimli gönüllülerin öncelikle kendi ailelerini güvenceye aldıklarını, ardından hızla bu konteynerlara giderek ekipmanlarını kuşandıklarını ve doğrudan kendi mahallelerindeki enkazlarda çalışmaya başladıklarını belirtti. Gönüllülerin kendi kapasitelerini aşan veya yetersiz kaldıkları durumlarda ise AFAD ve jandarma gibi profesyonel ekiplerden destek istediklerini aktardı.
Beklenen Marmara depreminin boyutlarına dair kendi öngörülerini ve hesaplamalarını da paylaşan Karaçan, olası bir sarsıntıda 7-8 ilin birden etkileneceğini tahmin ettiklerini belirtti. Karaçan'ın hesaplamalarına göre, böylesi geniş çaplı bir yıkımda yüz binlerce arama kurtarma personeline ihtiyaç duyulacak. Ancak Karaçan'ın aktardığı verilere göre, devletin elindeki profesyonel ekip sayısı 10 ile 20 bin civarında kalıyor. Ortaya çıkan bu devasa personel ve müdahale boşluğunun ancak sivil mahalle gönüllüleri tarafından doldurulabileceğini savunan Karaçan, bu amaçla standart gönüllülerin yanı sıra daha ileri düzeyde eğitim almış özel bir "acil müdahale ekibi" de kurduklarını sözlerine ekledi.
Bilgisizlik Can Alıyor: "Söylentilere Değil, Eğitime Kulak Verin"
Afet anında doğru bilginin ve bilinçli hareket etmenin önemine geniş yer ayıran Sabri Karaçan, Kahramanmaraş'ta edindikleri acı tecrübelerden örnekler verdi. Maraş'taki enkaz çalışmalarında, sırf bilgisizlik ve yanlış müdahale yüzünden hayatını kaybeden insanları enkaz altından çıkardıklarını belirten Karaçan, eğer bu kişilere doğru bilgiyle ve yöntemle müdahale edilmiş olsaydı kurtulma ihtimallerinin çok yüksek olduğunu vurguladı. Yalova ve Erzincan depremlerinin ölçek olarak Kahramanmaraş'tan daha küçük olduğunu hatırlatan Karaçan, buna rağmen afet yönetimindeki temel ilkelerin her zaman aynı kaldığını ifade etti. Karaçan'a göre, afet farkındalık eğitimi almış ve deprem anında ne yapması gerektiğini bilen bir bireyin hayatta kalma şansı, bilmeyenlere oranla çok daha yüksek.
1999 Marmara depreminin hemen ardından toplumda oluşan yüksek hassasiyetin aradan geçen yıllar içinde giderek azaldığına dikkat çeken Karaçan, vatandaşlara kritik bir çağrıda bulundu. Toplumda yayılan asılsız bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini belirten Karaçan, vatandaşların kulaktan dolma deprem söylentilerine değil, bilimsel temelli afet eğitimlerine kulak vermeleri gerektiğini şiddetle tavsiye etti.
Sonuç: Afetlere Karşı Dirençli Toplum İnşası
Yalovakonusuyor.com'un "Söz Sende" programında paylaşılan bu çarpıcı veriler ve yaşanmışlıklar, Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesinde sivil inisiyatifin rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Sabri Karaçan'ın aktardığı deneyimler ve ortaya koyduğu mahalle bazlı müdahale modeli, olası büyük afetlerde devletin profesyonel kurumlarının yanı sıra, bilinçli ve örgütlü halkın da sahada olmasının ne denli kritik olduğunu kanıtlıyor. Karaçan'ın vurguladığı gibi, afetlere karşı dirençli bir toplum inşa etmenin yolu, söylentilerden uzaklaşıp doğru eğitime sarılmaktan ve mahalle düzeyinde dayanışmayı örgütlemekten geçiyor.








Yorumlar
Yorum Yap