Gözden Kaçırmayın

"AKŞAM KALKIYORUZ ZAM, SABAH KALKIYORUZ ZAM"

Gelişen teknoloji, dijitalleşme ve değişen toplumsal ihtiyaçlar, iş dünyasındaki meslek tanımlarını köklü bir biçimde dönüştürüyor. Bir yanda yüzyıllardır varlığını sürdüren geleneksel zanaatlar teknolojiye yenik düşerek kaybolmaya yüz tutarken, diğer yanda daha önce adını dahi duymadığımız yepyeni iş kolları hayatımıza giriyor. Yalova sokaklarında da bu değişimin yansımalarını görmek mümkün. Yalova Konuşuyor ekibi olarak vatandaşlara mikrofon uzatıp, günümüz şartlarında hangi iş kollarının artık işlevini yitirdiğini veya gereksiz görüldüğünü sorduk. Aldığımız yanıtlar, bir yandan teknolojinin günlük hayatımıza ne denli entegre olduğunu gözler önüne sererken, diğer yandan konunun dönüp dolaşıp emeğin karşılığını alamama ve geçim sıkıntısı gibi çok daha yakıcı sorunlara bağlandığını gösterdi.

Yapay Zeka ve Akıllı Telefonların Etkisi

Görüştüğümüz vatandaşların bir bölümü, sorumuzu doğrudan teknolojik gelişmeler ekseninde yanıtladı. Özellikle dijital çağın getirdiği yeniliklerin bazı meslekleri gereksiz kıldığına inanan Yalovalılar, çarpıcı örnekler verdi. Bir vatandaşımız, son dönemin en popüler tartışma konularından biri olan yapay zekaya dikkat çekerek, "Bence en gereksizi yapay zeka. Yazılım mühendisleri zaten bu işi yapıyorlar, dolayısıyla buna ekstra bir alan olarak gerek yok" ifadelerini kullandı. Teknolojinin darbe vurduğu bir diğer alan olarak ise fotoğrafçılık öne çıktı. Akıllı telefonların kamera kalitesindeki muazzam artışın sektörü bitirme noktasına getirdiğini savunan bir başka vatandaş, "Bence günümüz şartlarında fotoğrafçılık en gereksiz meslek olarak kaldı. Aslında geçmişte çok gerekliydi ama artık herkesin elinde telefon, herkesin elinde yüksek çözünürlüklü kamera var. O yüzden fotoğrafçılık gereksiz bir meslek olarak tarihe gömülecek galiba" diyerek dijitalleşmenin geleneksel meslekler üzerindeki yıkıcı etkisini özetledi.

"Emeğin Gereksizi Olmaz" Vurgusu

Teknolojik dönüşümlere işaret edenlerin aksine, Yalova sokaklarında emeğin kutsallığına inanan ve hiçbir mesleğin gereksiz sayılamayacağını savunanların sayısı da oldukça fazlaydı. Görüştüğümüz birçok kişi, sorumuza net bir dille karşı çıkarak iş ahlakı ve alın terinin önemine vurgu yaptı. Bir vatandaşımız, "Bence gereksiz bir meslek yoktur. Meslek meslektir, gereksiz meslek olmaz" diyerek konuya ilkesel bir yaklaşım sergilerken, bir diğeri de benzer duyguları paylaşarak, "Başka diyecek bir şey bulamıyorum, bütün işler gerekli ve çok güzeldir. Yeter ki yapmasını bilelim" şeklinde konuştu. Bu görüşü savunanlar, toplumun her kesiminin farklı bir ihtiyacı karşıladığını ve dürüstçe yapılan her işin saygıyı hak ettiğini dile getirdi.

Meslek Tartışmasından Geçim Sıkıntısına

Sokak röportajımızın en dikkat çekici anları ise, mesleklerin gerekliliği üzerine başlayan sohbetin hızla ülkenin ekonomik gerçeklerine ve geçim sıkıntısına evrildiği anlar oldu. Dürüst çalışmanın ve emeğin önemine değinen yaşlı bir vatandaşımız, sözlerine "Hilelik, nankörlük olmadıktan sonra bir çöp temizlemek bile saygı duyulacak bir iştir. Bunlar çok önemli şeyler" diyerek başladı. Ancak hemen ardından, hangi meslek yapılırsa yapılsın emeğin karşılığının alınamadığını belirterek sitemini şu sözlerle dile getirdi: "Ama hakkımızı alıyor muyuz? Alamıyoruz çocuğum. İstediğin kadar çırpın. Ben mevcut ortamdan hiç memnun değilim. Ne emeklisi memnun, ne biz memnunuz. Her şey sapa sardı."

Aynı vatandaşımızın, hayat pahalılığının günlük yaşama etkisini anlattığı çarpıcı örnek ise sokaktaki ekonomik yangının boyutlarını gözler önüne serdi. Sağlık sorunları yaşadığını belirten Yalovalı vatandaş, "Bak hastaneye yatacağım, pijama arıyorum. Daha uygun fiyata bir pijama bulabilir miyim diye dolaşıyorum. Bunu görmüyorlar mı? Devletimiz görmüyor mu?" diyerek yetkililere seslendi.

Yalova Konuşuyor mikrofonlarına yansıyan bu görüşler, sokaktaki vatandaşın gündeminin ne kadar hızlı değişebildiğini bir kez daha ortaya koydu. Sokak röportajı, teknolojik gelişmelerin bazı meslekleri tarihe gömdüğü gerçeğini kabul eden vatandaşların, günün sonunda en çok "hangi işi yaparsak yapalım insanca yaşayabilecek bir gelir elde edememe" kaygısında birleştiğini gösterdi. Yalovalılar için asıl meselenin mesleklerin isimleri veya gerekliliği değil, o mesleklerden elde edilen kazancın mutfaktaki ve hayattaki yangını söndürmeye yetip yetmediği olduğu bir kez daha anlaşıldı.