Gözden Kaçırmayın
YALOVA'NIN İHRACATÇISI İÇİN SAAT FARKI DEĞİŞTİ15 Temmuz darbe girişiminin İstanbul ayağında ihtiyaç duyulan insan gücünün ve silahlı personelin önemli bir kısmı Yalova'dan karşılanmaya çalışıldı. Darbeciler, rutin yaz eğitim kampı için Yalova'da bulunan yüzlerce Hava Harp Okulu öğrencisini İstanbul'daki kritik noktaları işgal etmek üzere sahaya sürdü. Yaz Kampı Süreci 13 Temmuz 2016’da Hava Harp Okulu öğrencileri, her yıl yapılan rutin yaz eğitim kampı için Cemile Ketenci gemisiyle İstanbul'dan Yalova Hava Meydan Komutanlığı'na getirildi. Sürpriz içtima ve silahlanma 15 Temmuz Akşamı üst düzey darbeci subaylar tarafından öğrencilere ‘plansız eğitim var’ ve ‘terör saldırısı ihbarı alındı’ yalanı söylenerek acil içtima yapıldı. Öğrencilere 100'er adet gerçek mermiyle birlikte uzun namlulu silahlar dağıtıldı. 15 Temmuz Gecesi yaklaşık 400 askeri öğrenci ve başlarındaki rütbelilerle otobüslere bindirildi.

Bu birlikler; Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi), Sabiha Gökçen Havalimanı, TRT ve Digiturk binaları gibi İstanbul'un kilit noktalarını kontrol altına almaları için Yalova'dan yola çıkarıldı. 15 Temmuz gece yarısı kalkışmanın anlaşılması ve sokağa çıkma çağrısı üzerine Yalova halkı da meydanlara indi. Polis ekipleri, vatandaşlar ve belediyeye ait iş makineleriyle Çiftlikköy'deki Hava Meydan Komutanlığı'nın nizamiyesi tamamen kapatıldı. Bu hamle, üsten çıkmaya çalışan diğer askeri araçların önünü kesti.
Yalova'da Yaşananların Etkileri ve Sonuçları

O gece Yalova'dan başlatılan bu hareketliliğin hem yerel hem de ulusal çapta ciddi etkileri oldu: Yalova Emniyeti ve sivillerin Hava Meydan Komutanlığı'nın önüne kurduğu ağır vasıta barikatı, darbecilerin İstanbul'a göndermeyi planladığı olası takviye kuvvetlerin (ek mühimmat ve personel) önünü kesti. Bu durum, İstanbul'daki kalkışmanın daha da büyümesine ve kan dökülmesine engel olan kritik yerel reflekslerden biri oldu. Yalova'dan götürülen yüzlerce genç askeri öğrenci, darbe girişimine katılmak suçlamasıyla tutuklandı ve uzun süre Silivri'de cezaevinde kaldı. Yapılan yargılamalarda öğrencilerin büyük bir kısmının komutanları tarafından kandırıldığı ve polise/halka ateş etmedikleri anlaşılarak tahliye kararları verildi. Ancak bu süreç hem öğrenciler hem de aileleri için büyük bir travma olarak tarihe geçti. O gece intikali planlayan ve uygulayan Yalova Hava Meydan Komutanı ile beraberindeki rütbeliler ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandı. Dava dosyalarında, bu subayların ‘polise güvenemeyiz’ diyerek askerlere doğrudan mermi dağıttırdığı ve ateş emri verdiği tespit edilerek ağır cezalara çarptırıldılar. 15 Temmuz 2016 gecesi Yalova Hava Meydan Komutanlığı'nı İstanbul'daki darbe girişiminin ‘insan kaynağı üssüne’ çevirmeye çalışan eski rütbelilerin yargılanma süreci, Türk adalet tarihinin en kapsamlı ve kritik dosyalarından biri olarak kayıtlara geçti.

Yüzlerce askeri öğrenciyi karanlık bir planın içine çeken dönemin rütbelileri, mahkemelerde verdikleri hesapla ağır tablolara sebep olmalarının bedelini ödediler. Yalova’daki 15 Temmuz yargılamalarının ve rütbelilerin ceza sürecinin özeti: Davanın kilit isimleri, o gece Yalova'daki sevkiyatı koordine eden üst düzey komutanlardı. Dönemin Yalova Hava Meydan Komutanı (Eski Kurmay Albay Metin Yıldırım) ve İstanbul'dan kampa gelen Hava Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanı (Eski Kurmay Albay Hüseyin Ergezen) başta olmak üzere; tabur komutanları, bölük komutanları ve kışla içinde öğrencileri silahlandırıp otobüslere bindiren rütbeli subaylar hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, süreci yöneten üst düzey komutanlara en ağır yaptırımları uyguladı. Davanın bir numaralı sanıkları olan komutanlar, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Rütbesi daha düşük olan ancak emirleri bilerek ve isteyerek uygulayan, kalkışmaya aktif destek veren diğer subaylar ise müebbet hapis ve çeşitli oranlarda ağır hapis cezaları aldı. Olayların çıkış noktası Yalova olsa da, darbeci rütbelilerin asıl hedefi İstanbul'daki kilit noktaları (Köprüler, TRT binası, Sabiha Gökçen Havalimanı vb.) işgal etmekti. Bu nedenle yargılamalar ‘İstanbul eylemleri’ ile birleştirilerek İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, çoğunlukla Silivri (Marmara) Cezaevi yerleşkesindeki büyük duruşma salonlarında görüldü. Rütbelilerin suçluluğu, mahkemeye sunulan dijital ve fiziksel yüzlerce delille sabitlendi. Subayların; Öğrencileri ‘Bomba yüklü araçlarla terör saldırısı var’ veya ‘Gece eğitimi yapılacak’ yalanlarıyla kandırdığı, nizamiyedeki polis barikatını aşmak için alt rütbelilere ‘Gerekirse ateş edin, ezip geçin’ talimatı verdiği, kendi aralarındaki gizli haberleşme uygulamaları ve telefon sinyalleri üzerinden İstanbul'daki darbeci kanatla sürekli koordinasyon halinde oldukları tespit edildi. Ayrıca, emir komuta zinciri altında ezilen öğrencilerin ve o gece kışla önüne giden Yalova halkının tanık ifadeleri, iddianamenin en güçlü dayanaklarından oldu. Mahkemenin gerekçeli kararlarında, bu rütbelilerin sıradan bir emri yerine getirmedikleri; aksine, İstanbul'daki kalkışmanın başarısız olma ihtimalini ortadan kaldırmak için yüzlerce genci göz göre göre çatışmaların ortasına, bir ‘işgal ve takviye gücü’ olarak sürmeyi planladıkları vurgulandı. Devletin silahını devlete ve halka doğrultma emri vermeleri, cezaların indirim uygulanmaksızın en üst sınırdan verilmesinin ana nedeniyle kandırılan öğrenciler ve darbeci subaylar bu yargılama sürecinin en dikkat çekici ‘keşfet’ detayı, hukukun darbeyi planlayanlar ile emirlere itaat etmek zorunda bırakılanlar arasına çektiği keskin çizgi oldu. Başlangıçta rütbelilerle birlikte tutuklanan ve uzun süre cezaevinde kalan yüzlerce askeri öğrenci, Yargıtay'ın da devreye girdiği uzun yargılamalar sonucunda; silah sıkmadıkları, kandırıldıkları ve darbe kastıyla hareket etmedikleri anlaşılarak tahliye edildi ve beraat kararları aldı. Sorumluluk tamamen o gece onları otobüslere dolduran komutanlara yüklendi.
Bülent Güler





Yorumlar
Yorum Yap