Gözden Kaçırmayın
MİMOZA RİTİM GRUBU SAHNEDEMilli birlik ve demokrasi direnişinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıldönümünde, 15 Temmuz Derneği unutulmaz bir anma etkinliğine imza attı. Dernek yetkilileri, bu anlamlı tarihte Gebze-İzmir Otobanı üzerinde yer alan Osmangazi Köprüsü ile birlikte İstanbul'daki 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün de aralarında bulunduğu toplam beş devasa yapıya dev Türk bayrakları astı. Çanakkale, İstanbul ve Yalova güzergahlarında yer alan, kara ve deniz ulaşımının can damarı konumundaki bu hayati noktalarda dalgalanan al bayraklar, bölgeden geçen vatandaşlara tarifi imkansız, duygu dolu anlar yaşattı.
Bu görkemli ve tarihi organizasyonun gerçekleştirilme amacı, darbe girişimine karşı milletçe meydanlarda kazanılan tarihi zaferi hafızalarda daima canlı tutmak ve vatan uğruna can veren aziz şehitlerin hatırasını en yüksek saygıyla yaşatmaktı. Dernek, ülkenin en kritik ulaşım hatlarını kırmızı beyaz renklerle donatarak, vatan ve bayrak sevgisinin bu toprakları bir arada tutan en güçlü sarsılmaz yapı taşı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ülkenin dört bir yanından yola çıkarak köprüleri kullanan sürücüler, göklerde süzülen dev bayrakları büyük bir hayranlıkla izleyerek bu özel günde demokrasi nöbetlerinin ruhuna yeniden tanıklık etti.
Organizasyonun güvenilirliğini ve şeffaflığını pekiştiren en önemli unsur ise 15 Temmuz Derneği tarafından kamuoyu ile paylaşılan resmi anma mesajı oldu. Dernek yönetiminden yapılan yetkili açıklamada, uğruna can verilen mukaddes bayrağın İstanbul, Çanakkale ve Yalova'daki beş büyük köprüde gururla dalgalandırıldığı resmi olarak duyuruldu. İlgili metinde, al bayrağın her dalgalanışında bir şehidin duasını, bir gazinin cesaretini ve bir milletin istiklal iradesini barındırdığı vurgulanırken; bu ruhun geçmişte Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kut’ül Amare'de ve 15 Temmuz gecesinde aynı inançla şahlandığı ifade edildi. Açıklama, Türk bayrağının millet için sıradan bir simge değil; ebedi istiklalin mührü, kutsal bir emanet ve uğruna can verilen bir iman olduğu gerçeğinin altı çizilerek derin bir maneviyatla sonlandırıldı.
Pınar Kızıltaş
Yazı İşleri Müdürü







Yorumlar
Yorum Yap