Gözden Kaçırmayın
Kral 5. Harald Hastaneye Kaldırıldıİber Yarımadası'ndaki 11 farklı mağarada yürütülen titiz çalışmalarda, mağara duvarlarının sanılandan çok daha derin bir tarihi arşiv barındırdığı anlaşıldı. Bilim insanları; basit çizgilerden ikonik el şablonlarına kadar 24 farklı kaya sanatı panelini ve duvar yüzeyini mercek altına aldı. Yüzeylerden toplanan 120 mikro örnekten 5'inde, binlerce yıldır bozulmadan kalmayı başarmış insan DNA'sına rastlandı.
Araştırmacılar, elde edilen antik DNA'ların duvarlara doğrudan temas yoluyla bulaştığı görüşünde birleşiyor. Mağara sanatçılarının ya da o dönemde bu alanlarda yaşayan insanların terli elleri, el şablonu yaparken boya püskürtmek için kullandıkları kemik borulardan yayılan tükürük damlacıkları ve diğer vücut sıvıları, genetik şifrelerin duvarlarda asılı kalmasını sağladı.
Bulunan DNA örneklerinden birinin, mağara içindeki kireç taşı ve mermer oluşumunu sağlayan doğal bir kalsit tabakasıyla kaplandığı, bu sayede bir "zaman kapsülü" gibi dış etkilerden korunarak günümüze kadar ulaştığı tespit edildi. İspanya'da bulunan Covarón Mağarası'ndaki kalıntılar üzerinde yapılan ileri düzey analizler, çarpıcı bir gerçeği de ortaya koydu. Duvarlardan izole edilen DNA'nın, İberya halklarında sıkça görülen ve "Batı Avrasya avcı-toplayıcı" genetik grubuna dahil olan modern insanlara (Homo sapiens) ait olduğu belirlendi. Bu veri, mağara duvarlarındaki izlerin, o dönemin yerel popülasyonlarıyla olan doğrudan bağını bilimsel olarak tescilledi.
Uzmanlar, bu yöntemin doğrudan resmi yapan sanatçının kimliğini nokta atışı netleştiremese de, o duvarlara kimlerin dokunduğunu ve mağaraların derinliklerine kimlerin nüfuz ettiğini anlamada yepyeni bir dönem başlattığını belirtiyor. Keşfin sadece bir başlangıç olduğunu vurgulayan bilim insanları, gelecekte sadece boyalı panellerin değil, üzerinde hiçbir resim bulunmayan boş mağara duvarlarının bile antik insanların göç yollarını, yaşam alanlarını ve kültürlerini aydınlatabileceğini ifade ediyor. Projenin bir sonraki aşamasında, tarihi dokuya en az zarar veren (mikro-invaziv) örnekleme teknikleri geliştirilerek, insanlık tarihinin kayıp parçaları birleştirilmeye devam edilecek.
Feride Likos
İnternet Editörü






Yorumlar
Yorum Yap