Gözden Kaçırmayın

Yalova Kamu-Sen’de Tarihi Görev DeğişimiYalova Kamu-Sen’de Tarihi Görev Değişimi

Yalova’nın son yarım asırda geçirdiği büyük değişim, geçmişe ait siyah-beyaz karelerin gün yüzüne çıkmasıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Özellikle 1920’li yıllardan başlayıp 1960’lara kadar uzanan döneme ait fotoğraflar, adeta bir masal diyarını andırıyor. Eskilerin anlatımıyla zihinlerde canlanan o sakin, yeşil ve mavi Yalova, şimdilerde yerini plansız büyümenin getirdiği yoğun bir kentleşmeye bırakmış durumda.

Cumhuriyet Meydanı’nın Altı Aslında Kumsaldı!

Eski fotoğraflarda en çok dikkat çeken detayların başında, Yalova’nın deniz kıyısındaki geniş kumsal alanları geliyor. Bugün her gün binlerce insanın yürüdüğü, resmi törenlerin yapıldığı Cumhuriyet Meydanı’nın, aslında o dönemlerde geniş kumsalların üstü doldurularak oluşturulduğunu bilenlerin sayısı oldukça az. Denizle iç içe yaşayan eski Yalovalılar, o uçsuz bucaksız sahillerde geçen günleri bugün derin bir özlemle yad ediyor.

Hafızalardan Silinmeyen O İskele

O yıllarda Yalova demek, İstanbul’a açılan kapı demekti. Şehir merkezinde bulunan, İstanbul ve Kartal seferlerinin yapıldığı o tarihi vapur iskelesinin görüntüsü, hafızalardaki yerini hala ilk günkü gibi koruyor. İstanbul’a gidişin ve oradan dönüşün en önemli, hatta tek güzergahı olan bu iskele, sadece bir ulaşım noktası değil; ayrılıkların, kavuşmaların ve Yalova’nın sosyal hayatının tam merkeziydi.

Arazisi Bol Şehirde Yatırım Yapacak Alan Kalmadı

Geçmişin büyüleyici manzaraları birer masal gibi anlatıla dursun, madalyonun diğer yüzü Yalova’nın acı bir gerçeğini ortaya koyuyor, bunun adı da Plansız büyüme.

Bir zamanlar arazisi bol, doğası bakir olan Yalova, ne yazık ki planlamadan uzak bir şekilde büyüdü. Kentin kontrolsüz genişlemesi, yakın köylerin bile kısa sürede şehir merkeziyle birleşmesine neden oldu. Gelinen noktada, bir zamanlar topraklarıyla göz kamaştıran Yalova’da artık yeni yatırımlar yapacak, kamu alanları oluşturacak boş arazi bulmak bile neredeyse imkansız hale geldi.

Eski fotoğrafların yarattığı bu nostaljik dalga, Yalova sakinlerine bir yandan güzel geçmişi hatırlatırken, diğer yandan ‘Şehrimizi koruyabildik mi?’ sorusunu sorma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.


Bülent Güler