Gözden Kaçırmayın
Yalova Sokaklarında 'Yeni Bir Yer' Arayışı: İnsan Geçmişi Geride Bırakmak ve İyi Yaşamak İçin GiderYalova, Marmara'nın incisi olmasının yanı sıra, sadece doğal güzellikleri, şifalı termal suları ve eşsiz sahilleriyle değil; aynı zamanda Türk ve dünya tarihinin akışını kökünden değiştiren çok kritik bir dönüm noktasına ev sahipliği yapmasıyla da öne çıkıyor. Ünlü tarihçilerin, özellikle de merhum Halil İnalcık'ın sıkça vurguladığı gibi, Osmanlı Beyliği'nin rüştünü ispatlayarak tam anlamıyla bağımsız bir "devlet" statüsü kazandığı yerin Yalova toprakları olduğu biliniyor. Biz de Yalova Konuşuyor ekibi olarak sokaklara çıktık ve hemşehrilerimize şehrimizin bu derin tarihi köklerini, "Osmanlı nasıl devlet oldu?" sorusu üzerinden sorduk. Aldığımız yanıtlar, Yalovalıların yaşadıkları toprakların tarihi misyonuna duydukları derin saygıyı ve destansı Bafeus (Koyunhisar/Yalova) Muharebesi'ne dair taşıdıkları güçlü bilinci gözler önüne serdi.
İznik Kuşatması ve Yalova'ya Sıçrayan Savaş
Mikrofon uzattığımız tarih meraklısı bir vatandaş, Osmanlı'nın kök saldığı bu topraklarda devlet olma yolunda atılan kararlı adımların izlerinin hala taze olduğunu belirterek sözlerine başladı. O dönemin zorlu şartlarını anlatan vatandaş, "Gökyüzü savaş bulutlarıyla kaplanmıştı ve İznik'in kapıları Osman Gazi'nin cesur adımlarıyla çalkalandı" ifadelerini kullandı. Anlatılanlara göre, Osman Gazi'nin İznik surlarını kuşatması, bölgedeki dengeleri altüst etmişti. Bizans İmparatorluğu'nun bu duruma sessiz kalmayacağı aşikardı. Vatandaşımız o kritik anları, "Bizans tekfurunun gönderdiği binlerce asker, İznik'i kurtarmak için Yalova topraklarına ayak bastı. Ancak Rum casusları Osman Gazi'ye bu büyük tehlikenin haberini çoktan getirmişti" sözleriyle aktardı. Bu durum, savaşın ağırlık merkezinin bir anda Yalova kıyılarına kaymasına neden olmuştu.
Selçuklu Destekli Tek Yürek Direniş
Görüşlerini paylaşan bir diğer vatandaş ise Osman Gazi'nin bu büyük Bizans tehdidi karşısında yalnız kalmadığını vurguladı. Tarihi kaynaklarda da yer alan dayanışma ruhuna dikkat çeken vatandaş, "Osman Gazi yaklaşmakta olan tehlikeyi sezdi ancak yalnız değildi. Selçuklu Devleti'nin meşhur veziri Fahrettin oğulları ve Karacahisar'ın yiğitleri Osmanlı'ya destek için yola çıktı" diyerek o günkü birlik beraberlik ruhunu dile getirdi. Yalova kıyılarının adeta bir can pazarına ve büyük bir savaş alanına döndüğünü belirten bölge sakini, Osmanlı askerlerinin Karacahisar'ın kahramanlarıyla birlikte tek yürek olduğunu ve emsalsiz bir cesaret sergilediğini anlattı. Bu birleşme, sadece askeri bir taktik değil, aynı zamanda Anadolu'daki Türk boylarının ortak bir mefkure etrafında kenetlenmesinin de en güzel örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
Bafeus Muharebesi ve Bir Ulusun Doğuşu
Röportajımız sırasında en çok vurgulanan konu ise Yalova topraklarında kazanılan bu zaferin siyasi sonuçları oldu. Tarihi süreci adeta yaşayarak anlatan bir vatandaşımız, "Zaman, savaşın zaferle sonuçlanacağını müjdeleyen bir ritme büründü. Ve sonunda o günün güneşi batarken Yalova toprakları Osmanlı'nın zaferiyle aydınlandı" diyerek Bafeus Muharebesi'nin önemine dikkat çekti. Bu savaşın sıradan bir çatışma olmadığını belirten vatandaş, "Bafeus Muharebesi'nin kazanılmasıyla Osmanlı ilk kez devlet statüsünü kazandı. Bu zafer sadece bir savaşın değil, aynı zamanda bir ulusun doğuşunun da habercisiydi" ifadelerini kullandı. Gerçekten de modern tarihçiliğin duayen isimleri, Osmanlı'nın bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkışını 1302 yılında Yalova'da kazanılan bu büyük zafere dayandırmaktadır.
Yanıtların genelinde, Yalovalıların kendi yaşadıkları coğrafyanın dünya tarihindeki yerine dair ciddi bir farkındalığa ve haklı bir gurura sahip olduğu net bir şekilde görüldü. Sokak röportajımız, Yalova topraklarının sadece yaz aylarında ziyaret edilen turistik bir cazibe merkezi veya bir geçiş güzergahı değil, aynı zamanda "Osmanlı devletinin destansı yükselişine şahit olmuş" tarihi bir kuruluş mekanı olarak algılandığını ortaya koydu. Görüştüğümüz vatandaşlar, bu eşsiz tarihi mirasın gelecek nesillere daha güçlü aktarılması, yerel tarih bilincinin canlı tutulması ve Yalova'nın 'kuruluşun şehri' olarak ulusal çapta hak ettiği değeri görmesi gerektiği konusunda birleşiyor.







Yorumlar
Yorum Yap