Gözden Kaçırmayın
"AKŞAM KALKIYORUZ ZAM, SABAH KALKIYORUZ ZAM"İnsan ilişkilerinin temelini oluşturan sevgi, saygı ve vefa duyguları, günümüzün hızla akıp giden yaşam temposu içinde zaman zaman göz ardı edilebiliyor. Gündelik telaşlar, ekonomik koşullar ve hayatın getirdiği stres faktörleri, en yakınımızdaki insanların bile kıymetini bilmemizin önüne geçebiliyor. Yalova sokaklarında vatandaşlara yönelttiğimiz felsefi ve bir o kadar da duygusal olan bu soru, kent sakinlerinin iç dünyasına ayna tuttu. Bir insanın gerçek değerinin o kişi hayattayken mi yoksa kaybedildikten sonra mı anlaşıldığı yönündeki ikilem, Yalovalıları derin bir düşünceye sevk etti. Verilen yanıtlar, toplumumuzun insan ilişkilerine bakış açısını ve vefa duygusunu nasıl yorumladığını gözler önüne serdi.
"Türkiye'de Değer Ölünce Anlaşılıyor"
Görüştüğümüz vatandaşların önemli bir bölümü, insan doğasının bir zafiyeti olarak kıymetin ancak kaybedildikten sonra anlaşıldığını savundu. Özellikle kültürel alışkanlıklarımıza ve toplumsal yapımıza vurgu yapan kimi Yalovalılar, bu durumu bir özeleştiri niteliğinde dile getirdi. Mikrofonlarımıza konuşan bir vatandaş, durumu "Bizim Türkiye'de yokluğunda değeri belli oluyor maalesef" sözleriyle özetlerken, bir başka kent sakini ise benzer bir sitemle, "İnsan genelde bizim ülkede, yani öldükten sonra insanların değeri daha çok anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. Bu görüşü savunanlar, insanın elindekinin kıymetini bilme konusunda yetersiz kaldığını ve ancak geri dönülemez bir kayıp yaşandığında derin bir pişmanlık duyulduğunu vurguladı. "Maalesef yokluğunda anlaşılır" diyen vatandaşlar, kaybedilenin yerinin dolmamasının bu hissiyatı güçlendirdiğini belirtti.
Kaybedilmeden Önce Bilinmesi Gereken Kıymet
Öte yandan, bu karamsar tabloya itiraz eden ve sevginin, ilginin yaşarken gösterilmesi gerektiğine inanan güçlü bir kesim de vardı. İnsanın değerinin varlığında bilinmesi gerektiğini savunan vatandaşlar, ölümden veya ayrılıktan sonra gösterilen vefanın bir anlam taşımadığını dile getirdi. Konuyla ilgili düşüncelerini paylaşan bir vatandaş, "Varlığında anlaşılır. Öldükten sonra daha ne değeri vardır insanın? O yüzden canlıyken insanın üstüne düşmemiz gerekir" diyerek yaşarken gösterilen ilginin önemine dikkat çekti. Bir diğer Yalovalı ise kaybedilen birine ulaşmanın artık imkansız olduğunu hatırlatarak, "Bir gün o değeri kaybettiğimiz zaman kıymetini de bilemeyiz asla. Yani ulaşamayacağımız bir şeydir o. İllaki varlığı olması gerekiyor. Onu kaybettikten sonra bir işe yaramıyor zaten" sözleriyle, sevginin ve değerin zamanında gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Maddi ve Manevi Kriterler Çarpıştı
Röportaj sırasında bazı vatandaşlar ise konuya çok daha farklı ve çarpıcı açılardan yaklaştı. İnsan ilişkilerindeki çıkarcılığa ve maddi beklentilere dikkat çeken bir Yalovalı, "Zenginse varlığında, değilse yokluğunda anlaşılır" diyerek, günümüz dünyasında değer kavramının bazen ekonomik güçle doğru orantılı olarak şekillendiğini iddia etti. Bir başka vatandaş ise karşılıklı değer bilme kavramına vurgu yaparak, "Varlığında kıymetini bilmeyen, yokluğunu aramasın" şeklinde net bir tavır ortaya koydu. Bazı kent sakinleri ise bu durumun siyah ve beyaz kadar net olmadığını, insanın değerinin hem varlığında hem de yokluğunda farklı şekillerde belli olabileceğini ifade etti.
Yalova sokaklarında gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı sokak röportajı, insan doğasının en karmaşık duygularından biri olan "değer bilme" üzerine derin bir toplumsal yüzleşmeyi ortaya koydu. Yanıtların genelinde, toplum olarak sevdiklerimizin kıymetini yaşarken bilmemiz gerektiği yönünde bir idealizm bulunsa da, pratikte çoğu zaman kayıpların ardından yaşanan pişmanlıkların ağır bastığı görüldü. Varlık ve yokluk arasındaki bu ince çizgide, Yalovalıların ortak temennisi ise sevgiyi ve vefayı zamanında, geç kalmadan gösterebilmek oldu.







Yorumlar
Yorum Yap