Gözden Kaçırmayın

YALOVA'DA İHMAL TEPKİSİYALOVA'DA İHMAL TEPKİSİ

Günümüzde akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve kesintisiz internet bağlantısı olmadan bir yaşam hayal etmek giderek zorlaşıyor. Sabah gözümüzü açtığımız andan gece uykuya dalana kadar ekranlarla çevrili olduğumuz bu dijital çağda, "bağlantıyı koparmak" pek çok kişi için hem korkutucu hem de cezbedici bir fikir olarak öne çıkıyor. İş hayatından sosyal ilişkilere, bankacılık işlemlerinden eğlenceye kadar her alanın teknolojiye entegre olduğu günümüz koşullarında, dijital detoks kavramı sıkça tartışılıyor. Yalova Konuşuyor ekibi, bu küresel meseleyi yerel bir boyuta taşıyarak Yalova sokaklarında vatandaşlara mikrofon uzattı. Yöneltilen soruya verilen yanıtlar, toplumun teknolojiyle kurduğu karmaşık ilişkiyi ve dijital bağımlılık seviyelerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.

Kitaplar ve Doğaya Kaçış

Görüştüğümüz vatandaşların bir bölümü, teknolojiden uzak kalma fikrini adeta bir "kurtuluş" veya "kafa dinleme" fırsatı olarak değerlendiriyor. Ekranlardan uzaklaşmanın kendileri için hiçbir sorun teşkil etmeyeceğini belirten bir vatandaş, bu süreci kişisel gelişim ve hobilerine ayıracağını ifade etti. "Yaşayabilirim çünkü ben kitap okumayı çok seven bir insanım. Bana bir sürü kitap verin, teknolojisiz yaşarım yani hiç sıkıntı yok" diyen vatandaş, geçmişte edindiği deneyimlere de dikkat çekerek, "Daha önce sosyal medya detoksu falan da yaptım. O yüzden tecrübeli olduğum için yapabileceğimi düşünüyorum" şeklinde konuştu. Bir başka Yalovalı ise teknolojisizliği doğayla bütünleşmek için bir fırsat olarak gördüğünü coşkulu bir dille aktardı. "Kurarım abi çadırımı, alırım yanıma manitamı. Bu kadar yani. Huzurda, doğada yaşamak varken teknolojiye gerek yok. Biraz kafa dinlemek lazım" ifadelerini kullanan vatandaş, modern hayatın getirdiği stresten uzaklaşmak için dijital dünyadan kopmanın şart olduğunu savundu.

Bağımlılık İtirafı ve Zorunluluk

Teknolojisiz bir yaşam fikrine sıcak bakanların aksine, dijital dünyanın artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu savunanların sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Mikrofon uzattığımız bazı vatandaşlar, teknolojiye olan bağlılıklarını dürüstçe, hatta zaman zaman özeleştiri yaparak dile getirdi. Bir vatandaş, "Bir hafta değil, asla yaşayamam" diyerek durumun ciddiyetini vurgularken, nedenini ise "Bilmem, tam bağımlı olduğumuz için olabilir mi?" şeklinde samimi bir itirafla açıkladı. Teknolojinin çağımızın vazgeçilmez bir gerekliliği olduğunu belirten bir diğer vatandaş ise, "Her şeyde maalesef sosyal medya var, her türlü konuda bundan faydalanmak gerekiyor. Çok işime yaramıyor şahsen, bir ödeme yapmaya yarıyor, başka bir işime yaramıyor ama yine de gerekli" diyerek, kullanım amacı kısıtlı olsa bile sistemin insanları teknolojiye mecbur bıraktığına dikkat çekti. Başka bir kişi de teknolojiden uzak kalmanın yaratacağı boşluk hissine değinerek, "Yok canım, bakarız ya. Can sıkıntısından bakarız bir şeye" sözleriyle, akıllı cihazların modern insanın en büyük zaman geçiricisi haline geldiğini özetledi.

Mecburi Uzaklık ve Alışkanlıklar

Sokak röportajında en dikkat çekici anlardan biri de, halihazırda teknolojiden uzak bir yaşam süren veya sürmek zorunda kalan vatandaşların anlattıkları oldu. Askerlik görevini yerine getirdiği için teknolojiyle arasına mecburi bir mesafe koyduğunu belirten bir genç, bu durumun aslında o kadar da korkutucu olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Askerim zaten, üç haftadır teknolojisiz yaşıyorum. Her şey mümkün. Yani çok da bağlanmamak lazım teknolojiye. Yaşayabilirim, bir ay da yaşayabilirim, çok güzel olurdu." Bu sözler, insanın koşullara ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğinin canlı bir kanıtı olarak kayıtlara geçti. Öte yandan, akıllı telefon furyasına kapılmayı reddeden veya bu akımdan bilinçli olarak uzaklaşan bir başka vatandaş ise, "Önceden olsa hayır diye cevap verirdim ama şu an alıştım zaten. Halihazırda tuşlu telefon kullanıyorum" diyerek, dijital minimalizmin günlük hayatta pratik ve sürdürülebilir bir karşılığı olduğunu gösterdi.

Yalova sokaklarında gerçekleştirilen bu röportaj, toplumun teknolojiyle olan imtihanının çok boyutlu olduğunu ortaya koydu. Yanıtların genelinde, bir yanda ekran bağımlılığını kabullenen ve teknolojiyi hayatın merkezine koyan geniş bir kitle bulunurken; diğer yanda doğayı, kitapları ve sadeliği özleyen, teknolojiyi sadece bir araç olarak görmeye çalışan bir kesimin varlığı dikkat çekti. Dijital detoks fikri kimileri için imkansız bir hayal, kimileri içinse çoktan hayata geçirilmiş huzurlu bir gerçeklik olarak hafızalarda yer edindi.