Gözden Kaçırmayın
YALOVA'DA İHMAL TEPKİSİMarmara Bölgesi'nin incisi, doğası, termal turizmi ve tarımsal zenginliğiyle bilinen Yalova, son yıllarda artan yaşam maliyetleri ve hayat pahalılığı ile gündemden düşmüyor. İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi büyük sanayi ve ticaret merkezlerinin tam ortasında yer alan kent, stratejik konumu ve sayfiye kimliği nedeniyle ciddi bir demografik hareketlilik yaşıyor. Ancak bu hareketlilik, yerel halkın ekonomisine olumlu yansımaktan ziyade, geçim sıkıntısını derinleştiren bir faktöre dönüşmüş durumda. Yalova Konuşuyor mikrofonlarını kentin işlek caddelerinde vatandaşlara uzattığımızda, genel tablonun ciddi bir ekonomik sitem barındırdığı ortaya çıktı.
Üretim Merkezinde Tüketim Zorluğu
Görüştüğümüz vatandaşların en çok dikkat çektiği konuların başında, Yalova'nın bir tarım kenti olmasına rağmen gıda fiyatlarındaki önlenemez yükseliş geliyor. Kendi ürettiği mahsulü pahalıya tüketmek zorunda kalmaktan şikayet eden bir vatandaş, durumu şu çarpıcı sözlerle özetledi: 'Ülkemizde meyvenin en çok üretildiği yer Yalova, ancak en pahalıya satılan yer de yine Yalova. Bizim burada meyve ve sebzeyi çok daha uygun fiyata yememiz gerekirken, başka bölgelerdeki insanlar bizden daha ucuza tüketiyor. Üretim yeri burası olduğu halde en pahalıya yiyen maalesef biz oluyoruz.' Aynı vatandaş, barınma krizine de değinerek, Yalova'nın yüzölçümü olarak küçük bir il olmasına rağmen ev kiralarının İstanbul'u bile geride bıraktığını savundu.
Yazlıkçılar ve Yabancı Yoğunluğu
Yalova'nın geleneksel 'sayfiye yeri' kimliği ve son yıllarda artan yabancı turist ilgisi, fiyatları yukarı çeken bir diğer önemli etken olarak görülüyor. Kentin her yerinde fiyatların aynı olmadığını, bölgesel uçurumlar yaşandığını belirten bir ilçe sakini, 'Merkez çok pahalı. Yabancı turistlerin ve dışarıdan gelen yoğun nüfusun etkisiyle merkezdeki fiyatlar uçmuş durumda. Ancak merkezden uzaklaştıkça daha uygun fiyatlar bulabiliyorsunuz' diyerek kent içindeki ekonomik ayrışmaya dikkat çekti. Bir başka vatandaş ise yazlıkçıların kente akın etmesiyle birlikte piyasanın daha da yükseldiğini belirterek, 'Yalova küçük ve yazlıkçıların çok geldiği bir yer. Onların gelişiyle beraber fiyatlar alabildiğine artıyor. Ortada hiçbir denetim yok, fiyatlar başını almış gidiyor' ifadeleriyle yetkilileri göreve davet etti.
Geçim Derdi ve Konum Avantajının Kaybı
Sokak röportajımız sırasında kameralarımıza yansıyan en acı tablolardan biri de, ilerleyen yaşına rağmen hayat mücadelesi vermek zorunda kalan bir vatandaşın isyanıydı. 'Hayat pahalılığını görmüyor musunuz? Ben bu yaşta gelip ekmek parası için çalışıyorum, böyle bir şey olabilir mi?' diyerek ekonomik krizin en kırılgan kesimler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. Yalova'nın coğrafi avantajlarının fiyatlara yansımadığını belirten bir diğer bölge sakini ise, 'Bulunduğu konuma göre buranın çok daha ucuz olması lazım. Çevresinde İstanbul, İzmit, Kocaeli gibi devasa merkezler var. Lojistik olarak avantajlı olmasına rağmen gıda, teknoloji ve sanayi sektörlerinde fiyatlar maalesef hiç normal değil' şeklinde konuştu.
"Yaşamasını Bilene Cennet"
Tüm bu karamsar tabloya ve yüksek maliyetlere rağmen, kentin sunduğu kısıtlı ama uygun alternatiflerle teselli bulanlar da yok değil. Fiyatların her yerde aynı oranda yüksek olmadığını savunan bir vatandaş, balıkçı barınakları ve sahil kesimindeki bazı çay bahçelerini örnek göstererek, 'Mesela balıkçılar uygun, orada oturup çayımızı içebiliyoruz. Yalova'nın belli yerleri hala uygun' dedi. Röportajımızı noktalayan bir başka Yalovalının 'Vallahi Yalova, yaşamasını bilene cennet' şeklindeki sözleri ise, kentin tüm ekonomik zorluklarına rağmen yerel halkın memleketine duyduğu bağımlılığı ve hayatta kalma stratejilerini özetler nitelikteydi. Sonuç olarak Yalova sokakları; artan kiralar, denetimsiz fiyatlar ve tarım kenti kimliğiyle çelişen pazar etiketleri arasında sıkışmış bir halkın haklı serzenişlerini yansıtıyor.







Yorumlar
Yorum Yap