Gözden Kaçırmayın

YALOVALILAR MEVSİM TERCİHİNDE BÖLÜNDÜYALOVALILAR MEVSİM TERCİHİNDE BÖLÜNDÜ

Marmara Bölgesi'nin önemli geçiş noktalarından biri olan ve son yıllarda aldığı göçle nüfus yoğunluğu giderek artan Yalova'da, kentin kronikleşmiş sorunları vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Hızlı kentleşmenin getirdiği altyapı yetersizlikleri, artan araç sayısıyla birlikte içinden çıkılmaz bir hal alan trafik ve çevre düzenlemesi gibi konular, Yalovalıların en çok dert yandığı başlıklar arasında yer alıyor. Sokak röportajlarımızda mikrofon uzattığımız bölge halkı, yıllardır değişmeyen bu tablonun artık kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılmasını talep ederken, yerel yönetimlere ve siyasilere yönelik çarpıcı eleştirilerde bulundu.

Bozuk Yollar ve Trafik Çilesi

Vatandaşların en yoğun şikayet ettiği konuların başında kentin yol ve ulaşım altyapısı geliyor. Görüştüğümüz bir vatandaş, yolların temizliğinden ve yaya geçitlerindeki aydınlatma eksikliklerinden dert yanarak, "Karşıdan karşıya geçerken ışık görünmüyor, kara düzen geçiyoruz. Yollar çok kirli ve tozlu. Biraz daha bakım olsa, kaldırımlar artarsa bu toz olmaz" ifadelerini kullandı. Özellikle gün boyu kent sokaklarında direksiyon sallayan meslek grupları bu durumdan daha fazla etkileniyor. Bir kurye çalışanı, mesleği gereği sürekli yollarda olduğunu belirterek, "Yalova'nın yıllardır değişmeyen sorunu yollarıdır. Yolları yapmıyorlar, sürekli bozuk. Bir kurye olarak bundan çok şikayetçiyim" diyerek tepkisini dile getirdi. Öte yandan kentin ana arterlerindeki trafik sıkışıklığı da büyük bir problem olarak öne çıkıyor. Fatih Caddesi, Yaşar Okuyan Bulvarı ve Araştırma Enstitüsü civarında özellikle mesai bitimi olan saat 17.00 sularında trafiğin adeta kilitlendiğini belirten vatandaşlar, belediye ve emniyetin ortak bir konsensüs oluşturarak bu keşmekeşe bir an önce el atması gerektiğini vurguladı.

Kentsel Dönüşüm ve Rant İddiaları

Yalova'nın birinci derece deprem bölgesinde yer alması, kentsel dönüşüm konusunu hayati bir noktaya taşıyor. Ancak vatandaşlar, yürütülen çalışmaların niteliği ve amacı konusunda ciddi endişeler taşıyor. Sokak röportajımızda konuşan bir vatandaş, kentteki en büyük sorunun "kötü yönetim" olduğunu savunarak, siyasetin ve çıkar gruplarının kenti rant için kullandığını iddia etti. Kentsel dönüşüm süreçlerinde yanlış adımlar atıldığını öne süren vatandaş, "İmza topluyorlar ama millet nereye kiraya çıkacak? Asgari ücreti artırın diyorlar, diğer yandan millete kiraya geçin diyorlar. Bu büyük bir çelişkidir" sözleriyle ekonomik zorluklar ile barınma sorunu arasındaki açmaza dikkat çekti. Aynı vatandaş, Yalova'nın her şeyden önce dürüst yöneticilere ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Bir başka bölge sakini ise Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Yalova'da da ada bazında kentsel dönüşümün kaçınılmaz ve şart olduğunu, bu konunun ertelenemez bir gerçeklik taşıdığını dile getirdi.

Safran Deresi İçin Eskişehir Örneği

Kentin çevre sorunları da röportajda öne çıkan bir diğer önemli başlıktı. Yıllardır çözülemeyen sorunlardan biri olarak Safran Deresi'nin durumuna işaret eden bir vatandaş, derenin ıslah edilmemesine sert tepki gösterdi. "Bütün lağım ve bulaşık giderleri hala o dereye akıyor. İçinde çöp, ot hepsi var ve millet orada balık tutuyor" diyen vatandaş, yerel yönetimleri defalarca uyarmasına rağmen hiçbir temizlik yapılmadığını savundu. Eskişehir'deki Porsuk Çayı'nı örnek gösteren bölge sakini, "Yılmaz Büyükerşen oraya gölü de getirdi, sandalı da getirdi, millet yüzüyor. Bunu burada yapamıyorlar mı? Bütçe mi yok?" diyerek sitemini dile getirdi. Devlet Su İşleri'nin (DSİ) bu projeyi yapmaya hazır olduğunu belirten vatandaş, kentteki AK Parti milletvekilleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Tahsin Bey'in ve bakanlıkların istişare halinde çalışarak bu çevre felaketine son vermesi gerektiği çağrısında bulundu.

Yalova sokaklarında gerçekleştirdiğimiz bu röportajlar açıkça gösteriyor ki; vatandaşlar artık geçici makyajlar değil, kentin altyapı, trafik, çevre ve barınma gibi temel sorunlarına kalıcı, şeffaf ve ortak akılla üretilmiş çözümler bekliyor. Siyasilerden ve yerel yöneticilerden beklenen en büyük adım ise, rant tartışmalarını bir kenara bırakarak kentin gerçek ihtiyaçlarına odaklanmaları olarak öne çıkıyor.