Gözden Kaçırmayın
"AKŞAM KALKIYORUZ ZAM, SABAH KALKIYORUZ ZAM"Yalova, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde en ağır yaraları alan illerin başında geliyor. Aradan geçen çeyrek asra rağmen, kentte depremin izleri ve olası yeni bir sarsıntının endişesi sokakların gündeminden düşmüyor. Yalova Belediyesi'nin kentsel dönüşüm çalışmaları da bu kaygının doğal bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Yalova Konuşuyor ekibi, kent sakinlerine mevcut çalışmaları nasıl bulduklarını ve şehir yapılaşması konusundaki beklentilerini sordu. Gelen yanıtlar, kentin geleceğine ilişkin hem umutları hem de derin hayal kırıklıklarını ortaya koydu.
"Binalarımız Ağır Hasta, Zaman Kaybedilmemeli"
Görüştüğümüz vatandaşların büyük çoğunluğu, Yalova'da kentsel dönüşümün bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. 1999 depreminde bölgede yaşamış olanların tanıklıklarıyla şekillenen bu endişe, özellikle şehir merkezindeki eski yapı stokunun durumuna yönelik ciddi uyarılara dönüştü. Bir vatandaş, "İstanbul Caddesi, Cumhuriyet Caddesi ve Fatih Caddesi'ndeki binaların hepsi hasta; hem de ağır hasta. Bir an önce yıkılıp yeniden yapılmaları şart" derken, bir diğeri şu çarpıcı tespiti paylaştı: "Yalova, 1999 depremini yaşamış bir şehir. Dönüşümün olabildiğince hızlı ve kapsamlı biçimde hayata geçirilmesi gerekiyor. Eski bina fazlalığı ciddi bir risk oluşturuyor." Pek çok vatandaş, şehrin jeolojik konumu ve geçmiş deprem deneyimi göz önünde bulundurulduğunda, bu dönüşümün artık daha fazla ertelenememesi gerektiği konusunda hemfikir.
"Mevcut Uygulama Gerçek Anlamda Dönüşüm Değil"
Belediyenin yürüttüğü çalışmaları olumlu bulanların yanı sıra, yapılan uygulamaların kentsel dönüşümün özüne uymadığını savunan sesler de dikkat çekti. Bu görüşteki vatandaşlar, tek tek binaların yenilenmesinin gerçek bir dönüşüm sayılamayacağını öne sürdü. Konuyu derinlemesine ele alan bir sakin şunları söyledi: "Yalova'da şu an yaşanan şey kentsel dönüşüm değil; sadece yıkılan binanın yerine yenisi yapılıyor. Bitişik nizam devam ediyor, yollar yeniden planlanmıyor, çevre düzenlemesi yapılmıyor. Var olanın üzerine inşa etmek dönüşüm değildir." Yaz aylarını Yalova'da geçirdiğini belirten başka bir vatandaş ise dışarıdan bakıldığında kentin görünümünün henüz istenilen düzeye ulaşmadığını söyledi ve şehrin turistik kimliğiyle bağdaşmayan eski yapıların bir an önce yenilenmesini talep etti.
"Yarısı Devletten" Beklentisi
Bazı vatandaşlar ise farklı bir çözüm modeline dikkat çekti: İstanbul'da uygulanan ve vatandaşların büyük ilgi gösterdiği "yarısı devletten, yarısı vatandaştan" modeli. Bu model çerçevesinde devlet desteğiyle dönüşümün hızlanmasını bekleyen bir kent sakini, "Çalışmaları destekliyoruz ama İstanbul'daki gibi bir kampanyanın Yalova'ya da gelmesini umuyoruz" dedi. Öte yandan mevcut yönetime destek veren vatandaşlar da vardı. Bir sakin, "Belediye güzel çalışıyor, başkanımızdan memnunuz. Bir mahallemiz dönüşüme girdi, çok olumlu gelişmeler yaşandı" derken, bir diğeri ise siyasi tercihini açıkça ortaya koyarak, "Daha hızlı ve köklü bir dönüşüm için Cumhuriyet Halk Partisi'ne destek verilmeli" ifadelerini kullandı.
Yalova sokaklarında gerçekleştirilen röportaj, kentsel dönüşümün yalnızca teknik bir mesele olmadığını; toplumsal bellek, deprem korkusu ve yerel siyasetin iç içe geçtiği çok katmanlı bir konu olduğunu gözler önüne serdi. Yanıtların genelinde öne çıkan en güçlü talep ise net: Deprem gerçeğiyle yüzleşmiş bu kentte, 1999'un acısını bir daha yaşamamak için kentsel dönüşümün artık ivedilikle ve doğru planlama anlayışıyla hayata geçirilmesi gerekiyor.











Yorumlar
Yorum Yap