Gözden Kaçırmayın
"AKŞAM KALKIYORUZ ZAM, SABAH KALKIYORUZ ZAM"17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde büyük yıkım yaşayan ve acı kayıplar veren Yalova'da, afet gerçeği kentin en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Uzmanların sık sık uyardığı olası büyük Marmara depremi yaklaşırken, vatandaşların bu yıkıcı doğa olayına ne kadar hazırlıklı olduğu sorusu hayati bir önem taşıyor. Mikrofonlarımızı uzattığımız Yalova sokaklarında, kent sakinlerinin birçoğunun geçmiş acı tecrübelerden ders çıkararak bireysel önlemlerini aldığı görülürken, yapı stokunun güvenilirliği ve inşaat sektörüne yönelik derin güvensizlik dikkat çekiyor.
Bireysel Önlemler ve Deprem Yatakları
Görüştüğümüz vatandaşların önemli bir kısmı, acil durum çantası hazırlamak gibi temel adımları çoktan attığını belirtiyor. 1999 yılından bu yana hazırlıklı olduğunu ifade eden bir vatandaş, "Bütün hazırlıklarımız tamam; çantamız, fenerimiz, düdüğümüz var" diyerek bireysel tedbirin önemine dikkat çekti. Kimi vatandaşlar ise önlemleri bir adım daha ileriye taşıdığını dile getirdi. Özel bir "deprem yatağı" hazırladığını belirten bir kent sakini, "Demirlerle kapsamlı bir sistem kurduk, 10 ton ağırlığı kaldırabiliyor. Acil sırt çantamız da hazır" şeklinde konuştu. Beklenen İstanbul depreminin şiddetine dair endişelerini dile getiren bir başka vatandaş ise oturduğu binanın kolonlarını yenilettiğini ve yalıtım yaptırdığını, ardından daha güvenli hissetmek için Bursa'ya taşındığını ifade etti.
Müteahhitlere Tepki ve Japonya Örneği
Röportajlarımızda en çok öne çıkan konulardan biri de binaların sağlamlığına duyulan güvensizlik oldu. Bireysel hazırlıkların tek başına yeterli olmayacağını savunan bir vatandaş, hükümetten bu yönde yeterli destek göremediklerini iddia ederek yapı sektörüne yönelik sert eleştirilerde bulundu. Müteahhitlerin malzemeden çaldığını öne süren vatandaş, "Biz istediğimiz kadar hazırlık yapsak da o bina bizim başımıza yıkılacak. Bir şey yapılıyorsa hakkını vererek yapılmalı. Japonya'ya bakın, adamlar denizin üstüne havalimanı yaptılar ve sapasağlam duruyor. Burada önemli olan şey ahlak. Bizim Türklerin zengin olma hayalleri, bazı insanların mezarı oluyor. Hatay'da yapılan siteler herkese mezar oldu" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
"Her Şeyi Devletten Beklememek Gerek"
Afet bilincinin toplumsal bir seferberlik gerektirdiğine inananlar da var. Yalova Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-DER) Başkanı Sabri Karaçam'ın ekibinde yer aldığını belirten bir gönüllü, evinde gerekli önlemleri aldığını ancak toplumun afet eğitimi alma konusunda isteksiz olmasından yakındı. "Her mahalleden, her evden bir kişi deprem eğitimi alsa inanın ki çok iyi olur" diyen gönüllü, "Her şey devletten bekleniyor çünkü devlet her yere koşamıyor. Kendi yağımızda kendimiz kavrulacağız. Eli ayağı tutan herkesin deprem eğitimi almasını istiyoruz" çağrısında bulundu. Öte yandan Kahramanmaraş depremlerini bizzat yaşayan bir vatandaş da o korkulu günleri tekrar yaşamamak adına artık çok daha tedbirli davrandığını aktardı.
Sokak röportajımız, Yalova'da deprem gerçeğinin hafızalarda hala çok taze olduğunu gösterdi. Vatandaşların bir kısmı kaderci bir yaklaşımla henüz hiçbir hazırlık yapmadığını itiraf etse de, genel tablo Yalovalıların bireysel farkındalığının yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Ancak vatandaşların ortak beklentisi; sadece afet çantalarıyla değil, ahlaklı müteahhitlik anlayışı ve güvenli binalarla gerçek bir afet direncinin sağlanması yönünde.







Yorumlar
Yorum Yap