Gözden Kaçırmayın

YALOVA'NIN İHRACATÇISI İÇİN SAAT FARKI DEĞİŞTİYALOVA'NIN İHRACATÇISI İÇİN SAAT FARKI DEĞİŞTİ

Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında kırk yıllık emeği, alın teri ve mücadelesi bulunan Muharrem İnce, sessizliğini bozarak kamuoyu ile paylaştığı bu tarihi metinle siyaset sahnesinde büyük bir yankı uyandırdı. Bu kritik açıklama, Cumhuriyet Halk Partisi'nin sadece bir siyasi yapı değil, Türkiye'nin sigortası ve yıkılmaması gereken son kalesi olduğunu vurguluyor. Deneyimli siyasetçinin analizine göre iktidar ve destekçi medyası, partiyi zayıflatmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Kurucu partinin parçalanması durumunda, Türkiye'nin demokratik Cumhuriyet yapısının ve eşit yurttaşlık temelinin tamamen yok olacağı uyarısı yapılıyor. Muharrem İnce, geçmişte partiden ayrılma deneyimini bizzat yaşamış biri olarak, partiden ayrılmanın veya yeni bir parti kurmanın kesinlikle doğru bir siyasi karar olmadığını tüm samimiyetiyle yol arkadaşlarına iletiyor.

Parti içerisinde son dönemde alevlenen ve "Arınma" ile "Direnme" kavramları üzerinden şekillenen sert rekabet, Muharrem İnce'nin bu bildirisiyle en net eleştirisini alıyor. İnce'nin tespitlerine göre, mevcut iktidarın kurduğu tuzağa düşen parti içi gruplar, Cumhuriyet Halk Partisini parçalanmaya götüren anlamsız, yersiz ve talihsiz bir kavga yürütüyor. Kavgayı kızıştıran eylem ve söylemlerin Türkiye'nin aleyhine olduğunu görememenin siyaseten körlük olduğu ifade ediliyor. Siyasette küskünlüğe ve kırgınlığa yer olmadığını, bu alanın uzun soluklu bir mücadele gerektirdiğini belirten bu güçlü çağrı, hayal kırıklığı yaşayan tüm partililere serinkanlılıkla hareket etmeleri yönünde tarihi bir tavsiye sunuyor.

Krizden çıkış yolu olarak sunulan en somut adım ise parti içi demokrasinin derhal ve amasız bir şekilde inşa edilmesidir. Bildiride, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kişisel çıkarların değil, ilkenin ve kamu yararının partisi olması gerektiğinin altı kalın çizgilerle çiziliyor. Bu dönüşümün nasıl sağlanacağı sorusunun cevabı ise üyelerin iradesine dayanan acil bir tüzük kurultayının toplanmasından geçiyor. Muharrem İnce, antidemokratik uygulamalardan ve mevcut iktidar partisinden aşırılan maddelerden arındırılmış yeni bir tüzük ile genel başkan, parti meclisi, milletvekili ve belediye başkanı adaylarının doğrudan parti üyeleri tarafından seçilmesi gerektiğini savunuyor. Demokrasiyi savunan bir partinin, meşruiyetini doğrudan doğruya kendi üyelerinin hür iradesinden alması gerektiği son derece yetkin bir siyasi tecrübeyle kamuoyunun önüne konuluyor.

Metin, parti içi sorunların ötesine geçerek Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, politik ve sosyal krizin fotoğrafını da tüm çıplaklığıyla çekiyor. Ülkenin dört bir yanının ateş çemberiyle sarıldığı bugünlerde, Cumhuriyet Halk Partisine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Gençlerin geleceklerini yurt dışında araması, emeklilerin sefalet ücretlerine mahkum edilmesi, çalışanların giderek yoksullaşması ve eğitim ile sağlıktaki derin sınıfsal uçurumlar, mevcut sistemin acı birer sonucu olarak gösteriliyor. Amerika Birleşik Devletleri düşünce kuruluşlarının Ortadoğu için monarşiyi öneren raporları ile içerideki anayasa değişikliği tartışmaları bir arada değerlendirilerek, üniter devlet yapısının büyük bir tehdit altında olduğu tespiti yapılıyor. Muharrem İnce, bu karanlık tablodan çıkışın tek yolunun, toparlanmış ve iktidara yürüyen güçlü bir Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu dile getiriyor.

Tarihi manifestonun finalinde, parti genel merkezinin polisle boşaltıldığı o acı görüntülerin, umudunu ana muhalefete bağlayan milyonlarca seçmeni derin bir hayal kırıklığına uğrattığı gerçeğiyle yüzleşilmesi gerektiği belirtiliyor. Cumhuriyet Halk Partisinin sadece seçim kazanmaya odaklı sıradan bir yapı değil, Türkiye'nin yönünü aydınlığa çevirmekle mükellef kurucu irade olduğu bir kez daha hatırlatılıyor. Deneyimli siyasetçi Muharrem İnce, tüm bu zorluklara rağmen demokratik ve laik devlete inanan bütün yurttaşları partiye üye olmaya, partilileri ise altı okta simgeleşen kurucu ilkelere omuz omuza sahip çıkmaya davet ederek siyaset kurumuna yön veren bu uyarısını noktalıyor.


Pınar Kızıltaş