Gözden Kaçırmayın

Bakan Işıkhan ve Vali Usta Yalova'da Aronya Hasat Programında BuluştuBakan Işıkhan ve Vali Usta Yalova'da Aronya Hasat Programında Buluştu

Hukuk Devletine ve YSK'nın Otoritesine Ağır Darbe İddiası

Türkiye'nin anayasal düzeninde hiçbir kurum veya kişinin kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı ilkesi, son günlerin en büyük siyasi ve hukuki tartışmasının merkezine oturdu. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Yalova Şube Başkanı Melike Tomris Önder tarafından basına ve kamuoyuna duyurulan resmi açıklamada, siyasi parti kongreleri dahil tüm seçimlerin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetiminde olduğu net bir şekilde hatırlatıldı. Yasalara göre itiraz sürelerinin ve son karar merciinin YSK olduğu, ayrıca YSK kararlarının kesin hüküm taşıdığı belirtilerek, Ankara İstinaf Mahkemesi'nin verdiği son kararın yetki aşımı olduğu vurgulandı.

Başkan Önder'in paylaştığı bildiriye göre, mahkemenin anayasayı, siyasi partiler yasasını ve YSK'nın mutlak otoritesini umursamadan CHP’nin (Cumhuriyet Halk Partisi) 38. Kurultayı hakkında "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) kararı vermesi kabul edilemez bir adım olarak nitelendirildi. Üç yıl önce gerçekleştirilen, sonuçları YSK tarafından resmi olarak kesinleştirilen ve mazbataları teslim edilen bir kurultayın geçersiz sayılmasının, Türkiye'nin hukuk sisteminde derin yaralar açacağı ifade edildi.

Siyaset Tarihinde Emsalsiz Bir Karar: Bütün Seçimler Tehlikede mi?

ADD'nin dikkat çektiği en vahim noktalardan biri de, mahkemenin yetkisi olmamasına rağmen Yargıtay sürecini dahi beklemeden bir icra heyeti görevlendirerek kararın derhal uygulanmasını talep etmesi oldu. Siyaset ve hukuk tarihinde benzeri görülmemiş bu uygulamanın, sadece CHP’nin iç meselesi olmadığı, doğrudan demokratik rejimi ve seçim güvenliğini hedef alan çok ciddi bir anayasal kriz olduğu açıklandı.

Yapılan açıklamada, bu kararın emsal teşkil etmesi halinde ortaya çıkacak korkunç tabloya dikkat çekildi. Bundan böyle ülke genelinde yapılacak bütün seçim ve referandum sonuçlarının, yıllar sonra verilecek tek bir dilekçe ile herhangi bir mahkeme tarafından değiştirilebileceği tehlikesi vurgulandı. Bu durumun seçimlerin anlamını tamamen yitirmesine yol açacağı, hatta mahkeme kararları ile Türkiye’nin anayasasız, meclissiz ve hükümetsiz bırakılabileceği ihtimalinin düşünülmesinin bile demokratik bir toplumda temenni edilemeyeceği belirtildi.

Adalet Bakanı'nın Tepkisi ve Yargıya Acil "Düzeltme" Çağrısı

Açıklamanın son bölümünde, hukuki sürecin işleyişindeki garipliklere ve siyasi aktörlerin tutumlarına da yer verildi. Adalet Bakanı'nın söz konusu yargı kararını, henüz muhataplarına bile tebliğ edilmeden, duyulduktan sadece birkaç dakika sonra kameralar karşısına geçerek savunma gereği duyması olağandışı bir uygulama olarak nitelendirildi. Somut delillerden yoksun, milyonlarca parti üyesinin iradesini yok sayan ve delegelerin iradesinin nasıl sakatlandığını somutlaştıramayan bu mahkeme kararıyla bir partinin genel başkanının ve yönetim organlarının belirlenmesinin hukukla açıklanamayacağı ifade edildi.

ADD Yalova Şube Başkanı Melike Tomris Önder'in paylaştığı metinde, bu ağır ve tehlikeli süreçten en az zararla çıkışın ilk yolu olarak Yüksek Seçim Kurulu işaret edildi. YSK'nın anayasadan aldığı yetkileri savunarak mahkemenin kararını yok hükmünde sayması ve kendi kesinleşmiş kararlarına sahip çıkması gerektiği vurgulandı. Demokrasilerin kurallar ve kurumlarla yönetilen, hukukun üstünlüğünün kayıtsız şartsız uygulandığı rejimler olduğu hatırlatılarak, yargı organlarına bu hatayı ivedilikle düzeltme çağrısı yapıldı. Bildiri, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün değişmez ilkesi olan "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" sözüyle son buldu.


Tunç Tanrıverdi